AK Partinin Kızılcahamamdaki toplantısında konuşan Başbakan Erdoğan, IMFye karşı olmadıklarını da yineledi. Erdoğan, ekonomik paketin geciktiğine dair eleştirilere ise İlla, ambalajlı bir paket mi olması gerekir? diye tepki gösterdi.
ANKARA - Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin 13. İstişare ve Değerlendirme Toplantısında yaptığı konuşmada, küresel kriz ve Türkiyeye etkileri üzerinde durdu. Birçok ülkenin krizden etkilendiğini söyleyen Erdoğan, Yağmurda yürüyüp ıslanmamak mümkün değil. Bugün artık dışa açık dünyaya entegre olmuş bir ekonomi haline gelen Türkiye de hiç kuşkusuz bu süreçten etkilenecektir ve nitekim etkileniyor dedi.
Küresel krizin ilk sinyalleri alınmaya başladığından itibaren çok büyük bir dikkat ve ihtiyatla izledik diyen Erdoğan, Zaman zaman medyada köşe yazarları, zaman zaman da bazı sivil toplum örgütünün başındakiler. Efendim niçin hükümet reform paketini açıklamıyor? İlla bunun adı ambalajlı bir paket mi olacak? Biz uygulamaya başladık bile, ama kendin farkında değilsin ben ne yapayım dedi.
KRİZ İSTİSMAR EDİLMEK İSTENİYOR Küresel krizi, iç politika malzemesi yapmaya çalışanların da bulunduğuna işaret eden Erdoğan, şunları kaydetti: Fırsatçıların bir kez daha iş başında olduğunu görüyoruz. Krizi kendileri için fırsata dönüştürme gayreti içerisinde olanlar var. Arkadaşlar, bankalardan fona devredilenler var mı? Yok. Niye yok? Şu anda rasyosu yüzde 12nin altına düşen hiçbir banka yok. Fona devredilmesi için bir bankanın, rasyosunun yüzde 8e düşmesi lazım. İyi noktada olduğumuzu zaten bu makastaki açık gösteriyor. Bunun dışında bir çok banka çok daha iyi noktadadır. Burada krediyi geri çağırma olayları, vesaire bu tür yanlışlıklar var. Açık söylüyorum. Bunları da ben ahlaki bulmuyorum. Bunları kendilerine de söyledim. Bunlar sizin müşterileriniz. Bunlara sizin böyle davranmanız yarın sizi farklı noktaya getirebilir. Dar günde o müteşebbisin, girişimcinin yanında yer almayan bu dar günler aşıldığı zaman onların kapısına gidecektir, Gel paranı bana ver, benimle kambiyo işlerini gör, benimle beraber çalış diyeceklerdir. Ben de şimdi onlara sesleniyorum. O zaman siz de onları kapınızda bekletin. Kusura bakma güle güle deyin. Merak etmeyin, o günler de gelecek. Kimi maddi çıkar, kimi siyasi çıkar için kriz sürecini istismar etme yolunu seçiyor.
Kriz, Türkiye kaynaklı değildir. Bu kriz ABD, Avrupa kaynaklıdır. Dolayısıyla kimse bu krizin faturasını AK Parti iktidarına çıkaramaz diyen Erdoğan, şöyle konuştu: Ülke olarak bu krizi en az hasarla atlatmak ve topyekun bu süreci fırsata dönüştürmek zorundayız.
IMFYE KARŞI DEĞİLİZ Erdoğan, IMF ile bugüne kadar 19 anlaşma yapıldığını, kendilerinin ise 1 anlaşma yaptığını hatırlatarak şunları söyledi: Bu ülkede iktidara gelen, şu anda ana muhalefet, yavru muhalefet olan partiler de dahil olmak üzere hepsi IMF ile anlaşmalar yaptılar. Ciddi borçlanmalar da yaptılar. Biz şu anda IMF ile masadayız, konuşuyoruz. Mayıstan beri konuşuyoruz. Ama ülkenin çıkarlarına olmayacak bir anlaşmaya biz imza atamayız. Bunu ben ABDde IMF Başkanına söyledim. Arkadaşlarım şu anda onların ekipleriyle çalışıyor. Kendilerine bazı ilkelerimizi açıkladılar. Bu ilkelerden taviz vermemiz mümkün değil. Ama biz IMFye karşı değiliz. Çünkü IMFnin küçük de olsa Türkiye bir ortağıdır. Ortağı olarak da bizler IMFnin Türkiyede olması noktasında bir sıkıntı içinde değiliz. Dedim ki, Bakın sizin kuruluş amacınız bu. Bu olduğuna göre, siz bize bu konuda ne kadar yardımcı olacaksınız? Eğer yok yardımcı olmayacak da sırtımızdaki yükü biraz daha çoğaltacaksanız, kusura bakmayın. O zaman yüküm bana yeter, biz yolumuza devam ederiz. Bunu söyledim. Şu anda çalışmalar devam ediyor. Anlaşırsak anlaşacağız. Anlaşamadığımız takdirde bir taraftan da dolaşıyoruz dünyayı fellik fellik. Bayram sonrası yine farklı ülkelere giderek dolaşacağız, görüşmeler, çalışmalar yapacağız. Bu çalışmalarla birlikte inşallah önümüzdeki süreci daha rahat atlatacağız. Yani bu demek değil ki Türkiye bu süreci atlatamaz. Hayır, Türkiye bu süreci atlatır.
Bankalarla da oturup konuştuklarını bildiren Erdoğan, Bizden bazı şeyler istediler. Dedik ki kusura bakmayın. Niye? Onlar hep kendilerini garantiye almak istiyor. Biz de milleti garantiye almak istiyoruz. Farkımız bu. Bu demek değil ki Onlar da batsın. Böyle bir şey de düşünmeyiz diye konuştu.
Başbakan Erdoğan, Düşünebiliyor musunuz? Libor artı 10a kadar çıkan bir anlayış. Olur mu böyle şey? Amerika kalkıyor faizi bire indiriyor, sen kalkıyorsun libor artı 10, libor artı 9, 7. Buralara çıkıyorsun. Bunun insafla ne alakası var? Bu dönemde destek ol, yardımcı ol. Ayağa kalktığı anda bu insan yarın yine sana çok güçlü bir müşteri olacak, öyle bir konumu var. O bakımdan bizim bu husustaki kararlılığımız devam edecek dedi.
BU ÇALIMLARI YEMEYİZ En büyük faturayı reel sektörün ödediğini söyleyen Erdoğan, şöyle konuştu: Verilmiş sözler var, bu sözlerin yerine gelmeme tehdidi reel sektörümüzü ciddi manada üzüyor. Çünkü onlar zamanında ürünlerini teslim edemezlerse orada protokol, sözleşmeden kaynaklanan vecibeleri var. Bunları ödemek durumunda kalacaklar. Şimdi bunlar karşısında biz bir şey söylersek rahatsız oluyorlar. Aynı şekilde ülkemizde kamu yatırımcıları içerisinde bulunan girişimciler var, onlara bile zulmediyorlar. Böyle bir durum var, ki düşünün kamu yatırımı bunu yapıyorlar, şimdi bunlar durduğu anda benim karayolu inşaatlarım duracak. Bu sefer ne yapıyoruz. Bakanlarımıza diyoruz ki Arayın şu bankanın patronunu da söyleyin (Sen ne yapıyorsun arkadaş). Düne kadar kredi verdi, paralar gayet güzel akarken, çalışırken iyiydi. Şimdi böyle bir sıkıntı olunca niye durdurdun. Devlete iş yapıyor bu, devlet bunlara borçlu kalır mı? Verecek parayı, o da sana ödeyecek. Gerekirse devlet bunu sana direkt aktarabilir. İşte bir çalım atmaya kalkıyorlar. Kusura bakma biz de bu çalımları yemeyiz, uğraşacağız.
krizin isine gelenler tarafindan
istismar edildigine sonuna kadar
katiliyorum. umarim hukumet bu konuda,
konustugu kadar iyi eylem de yapar...
FAHRETTİN CEYLAN - İzmir
30 Kasım 2008, Pazar 18:23
Elbette ki "Paket" demek ambalajlı
Paket demek değildir,ancak bu şekilde
vakit geçirirsek ve espritüel anlamda
gelişen hadiseyi yorumlamaya devam
edersek netice pek de hoş olmayan
süpriz yangınlara
dönüşebilir,Türkiye"nin TOPYEKÜN BİR
EKONOMİK SEFERBERLİĞE İHTİYACI
VAR,TÜRKİYE"NİN İZLEMESİ GEREKEN ORTA
VE UZUN VADELİ YENİ BİR "EKONOMİ
SİYASETİNE" İHTİYACI VAR,TÜRKİYE"NİN
ARTAN KÜRESEL ISINMADA "YENİ BİR
SULAMA VE TARIM SİYASETİNE"İHTİYACI
VAR.Kısacası "ASKERİ ZAFERLER İKTİSADİ
ZAFERLER İLE TAMAMLANMADIĞI SÜRECE
GELİP GEÇİCİ OLURLAR"."SEÇİM ZAFERLERİ
İKTİSADİ ZAFERLER OLMADIĞI SÜRECE
GEÇİCİDİR"