Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) unsurlarını, Irakın kuzeyinden Türkiyeye yönelik terör tehdidi ve saldırılarının bertaraf edilmesi amacıyla sınır ötesi harekat ve müdahalede bulunmak üzere bu bölgeye göndermek için Hükümete verilen yetki süresinin, 17 Ekim 2008den itibaren 1 yıl daha uzatılmasını öngören Başbakanlık Tezkeresi, 497 evet oyuyla TBMM Genel Kurulunda kabul edildi.
Oylamaya, 32 milletvekili katılmadı. DTPli milletvekillerinin yanı sıra ÖDP İstanbul Milletvekili Ufuk Uras da ret oyu verdi.
TBMM Başkanı Köksal Toptan ile birlişimi yöneten başkanvekili Güldal Mumcu, içtüzük gereği oy kullanamadığı, 30 milletvekilinin katılmadığı tezkerenin görüşmeleri sonunda, 14 milletvekili de mükerrer oy kullandı. Bu nedenle Genel Kurulda açıklanan sonuç ile tutanaklardaki sonuç farklı oldu.
CHPNİN DEKLARASYON ÖNERİSİ KABUL EDİLMEDİ Tezkerenin görüşmeleri Meclis Genel Kurulunda devam ederken CHP teröre karşı bir deklarasyon yayınlanması için gruplar ile görüştü. Ancak görüşmeler sırasında metin üzerinde bir müzakere yapılamayacağı için teklif kabul görmedi.
CHP grubu teskerenin kabul edilmesinin ardından Genel Kurulda terörü kınayan bir bildiri yayınlanmasını istedi.
Genel Kurulda görüşmeler devam ederken hazırladıkları metnin imzalanmasını isteyen CHPnin talebi olumlu yanıt bulmadı.
Edinilen bilgilere göre AK Parti yetkilileri ortak metin üzerinde gerekli çalışmalar, gruplar arasında müzakereler yapıldıktan sonra yayınlanmasının doğru olduğu görüşünü ortaya koydu.
CHP önerisini yeniden gündeme getirdiği takdirde uzlaşılacak bir metin üzerinde çalışma yapılabileceği ifade edildi.
TEZKERE ÜZERİNE GÖRÜŞMELER Meclisteki görüşmelerde tezkere üzerinde ilk sözü CHPli Elekdağ aldı. Geçen yıl çıkarılan yetki tezkeresinden bu yana terör eylemlerinin, ardı arkası kesilmeden devam ettiğini ifade eden Elekdağ, Aktütün olayının, düşündürücü olduğunu, inceden inceye araştırılması gerektiğini söyledi.
Elekdağ, önemli stratejik konumu nedeniyle sürekli saldırıya uğrayan bir Karakolun, savunulabilir, askeri koruyabilen bir yapı haline getirilmesi gerektiğini belirterek, Bu neden yapılmamıştır? Karakolun yerinin değiştirilmesi planlanmışsa, bu neden zamanında gerçekleştirilmedi? Karakol bu ileri teknoloji çağında neden saldırıları önceden ihbar eden elektronik alarm sistemleriyle donatılmadı? diye sordu. Elekdağ, bu eksiklikleri inşaat zorluklarına ve mali olanaklara bağlamanın, geçerli mazeret olmadığını vurgulayarak, kamuoyunun, bu konularda Hükümetten ve yetkililerden tatmin edici açıklama beklediğini söyledi.
Esas sorunun, Hükümetin terörle mücadelede gösterdiği zafiyetten ileri geldiğini iddia eden Elekdağ, Hükümetin, caydırıcı strateji uygulama yeteneğinin bulunmadığını öne sürdü. Elekdağ, caydırıcı bir strateji uygulamanın ilk şartının, tehdidin saptanması olduğunu ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü: Türkiye, eğer PKKnın Kuzey Iraktaki mevcudiyetine son vermek istiyorsa, Barzaninin, PKKyı koruma ve destekleme hususundaki iradesini ve azmini kırması lazımdır. Hükümet, Kuzey Irak konusunda caydırıcı bir politika uygulayacaksa, önce PKKya yataklık yapan ve destek veren Barzani, Türkiyenin düşmanıdır diyebilmelidir.
Elekdağ, TSKnın, Kuzey Iraktaki PKK hedeflerini BBG evi gibi görme imkanının kesinlikle olmadığını ifade ederek, TSK, ABD neyi göstermek isterse sadece onu görür, neyi vurdurtmak isterse onu vuruyor. ABDnin de gösterip vurdurttuğu, terör ağacının gövdesi ve kökleri değil, sadece dalları dedi.
Elekdağ şunları söyledi: Terörle mücadelede karşılaştığımız belki de en büyük sorun, terörü hep birlikte tarif edemememizden, onu birlikte kınayamamızdan, hatta bu çatı altında yer alan bazı kişilerin terörle demokrasi arasında ayırımı yapamayarak, terörü bir hak olarak göstermeye ve meşrulaştırmaya çalışmalarından ileri geliyor. Burada bulunan herkes, bu kürsüden vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü korumaya namus ve şerefi üzerine and içti. Ben şimdi bu andı içenleri, yani TBMM üyelerini namus ve şeref sözlerini yerine getirmeye ve ortak bir deklarasyonla PKK canilerinin Aktütün saldırısını kınamaya davet ediyorum.
Elekdağın ardından MHP grubu Ankara Milletvekili Deniz Bölükbaşı ve DTP grubu adına Van Milletvekili Fatma Kurtulan söz aldı.
DTP: HAYIR DİYORUZ Kurtulan, Türkiyenin 25 yıldır sorunu ortadan kaldırmak için askeri operasyonları sürdürdüğünü, ancak gelinen noktada sorunun ortadan kaldırılamadığını söyledi.
Kurtulan, 1984ten beri 4 Cumhurbaşkanı, 9 Başbakan 7 Genelkurmay Başkanı değiştiğini, bunların hepsinin sorunu çözeceğiz demesine rağmen sorunun çözülemediğini ifade ederek, Sonucu olmayan sınır ötesi operasyonlara yeniden evet denmesi çözüm yolunu kapatmaktadır dedi.
1982 Anayasasının Kürt gerçekliğinin inkarı olduğunu iddia eden Kurtulan, Anayasanın egemen ideolojisine dokunmadan, siyasal, toplumsal, kültürel çoğulculuk temeline dayanan demokratik yapılanmaya veya demokratik ulusculuğa geçilemeyeceğini iddia etti.
Kurtulan şöyle devam etti: Kürt sorunu içimizdeki bir sorundur; bir haklar sorunudur. Demokratik sistemlerde meclisler bu sorunları çözmek için vardır. Yeni bir anayasa ile katı merkeziyetçi devlet yapısı yerine, demokratik özerklik gibi idari ve siyasi bir reformla Kürt sorununu çatışmasız çözmek mümkündür.
Birlikte mücadele edilerek kazanılan ülkemizde Kürtlerin de var olduğu gerçekliği kabul edilerek, ortak vatanda, ortak bayrak etrafında özgür yurttaşlar olarak Kürtlere yaşam hakkı tanınmalıdır. Demokratik Cumhuriyete geçişi, süreç içerisinde üniter devlet yapısını ortadan kaldıracak bir tehdit olarak nitelendirmenin haklı görülür yanı yoktur. Aksine birlikteliği güçlendirir, çatışmaları önler. Kürt sorununun demokratik çözümünü sağlayabilir, bu ülkenin evlatlarını toprağa vermekten kurtarabiliriz. Partimizi hedef olarak gösteren liderlere, aklınızı başınıza toplayın diyenlere diyoruz ki, aklımız başımızda olarak, askeri ve ekonomik önlemlerle sorunun yok olacağını tahayyül etmenin hayal kırıklığı yaşatacağını belirtmeyi bir sorumluluk olarak görüyoruz.
Ülkemizi çağdaş dünya ile buluşturacak, demokrasinin yolunu açacak, bizi güçlendirecek ve gencecik insanlarımızın hayatlarını kurtaracak tek yol demokratik birliktelik projeleridir. Biz bunu için tezkereye hayır diyoruz. Sizlerin de ülkemizi kan bataklığına çevirecek olan bu yöntemi onaylamayacağınızı umut ediyorum.
ÇİÇEK: DEMOKRASİ VE HUKUKUN İÇİNDE KALINACAK Hükümet adına görüşlerini açıklayan Cemil Çiçek terörle mücadelenin demokrasi ve hukukun içinde kalınarak yapılacağını söyledi.
Cemil Çiçek şunları söyledi: Burada dile getirilen görüşlerin birçoğuna katılmasak da, hatta zaman zaman istismar da koksa farklı görüşlerdir diyoruz. Anlayışla karşılıyoruz. Yalnız burada sağlık değerlendirme yapılmalı, provokasyon değil. Halk desteği önemliyse doğru bilgiler verilmeli. Komutanlar bize hiçbir ihtiyaç yok dedi. Hükümetle TSK arasında itilaf varmış gibi gösterilmek isteniyor. Araya fitne sokulmak isteniyor. Hükümeti tenkit edecekseniz başka alanlarda yapın ama insanların yüreğinin yandığı noktada vebal altında bırakmayın.
Dünya kamuoyu terör konusunda ilk kez yanımızda. Hükümet dünyaya terörle mücadelede haklılığımızı kanıtladı. Hükümetin geldiği nokta terör örgütünün ezberini bozdu. PKK bizden rahatsız, AKPden rahatsızdır. Terör örgütünün hedefi AKP iktidarıdır. Bölücü örgüt altındaki halının kaydığını biliyor. Sonra onların uzantıları geliyor. Özgürlük diyor, insan hakkı diyor. En temel hak hayat hakkı. Çocukları yaşlıları öldürüyorlar. Hayat hakkını alan özgürlükleri hakeder mi?
Ülkeler terörü dış politika aracı olarak kullanıyor. Türkiyenin hukukunu savunmak için uluslararası diplomasiyi elimizden geldiği kadar kullandık. Teröre destek veren ülkelerle hep yüzleştik. Dağda olanların en az üçte biri Türk vatandaşı değil. Şu ana kadar örgüt yöneticelerinden hiçbiri iade edilmedi. Bunların çoğu onların istihbarat örgütleriyle içiçe. Bize iade edip foyaları meydana çıksın istemiyorlar.
Bu terör mücadele demokrasi ve hukukun içinrde kalınarak yapılacaktır. Öbür yollar daha önce denenmiştir. OHALleri ve sıkıyönetimleri yaşadık. Geldiğimiz nokta o günlerden daha mı iyi, daha mı kötü?
TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu, Irakın kuzeyine sınır ötesi harekat için Hükümete verilen yetki süresinin, 17 Ekim 2008den itibaren 1 yıl daha uzatılmasını öngören tezkerenin görüşmelerinde, BBP Genel Başkanı ve Sivas Milletvekili Muhsin Yazıcıoğlu, ÖDP Genel Başkanı ve İstanbul Milletvekili Ufuk Uras ile DSP Eskişehir Milletvekili Tayfun İçliye yerlerinden kısa açıklamada bulunmaları için söz verdi.
Muhsin Yazıcıoğlu, sınır ötesi harekat için hükümete verilen yetki süresinin 1 yıl daha uzatılmasını öngören tezkereye olumlu baktıklarını söyledi.
Meselenin, hükümete yetki vermek ve sınır ötesi operasyon yapmaktan ibaret olmadığını ifade ederek, terörle mücadelede alınması gereken önlemlere işaret eden Yazıcıoğlu, ekonomik, sosyal ve hukuki tedbirler kararlılıkla uygulamaya konulurken; demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğünden taviz vermeden teröristle kararlı mücadele yapılması gerektiğini belirtti.
ÖDPLİ URASIN KONUŞMASI ÖDP Genel Başkanı Ufuk Uras, Kürt sorununun, tek başına asayiş sorunu olmadığı gibi yargının ya da askerin çözeceği bir sorun olmadığını söyledi.
Kürt sorunu, Türkiye toplumunun bir sorunudur. Çözüm biçimi, demokratikleşme ve hoşgörüdür diyen Uras, çözümsüzlük ve kutuplaşmayı artıracak terör eylemlerine ve şiddet adımlarına değil, barış yöntemlerine, sosyal ve ekonomik önlemelere ihtiyaç olduğunu ifade etti.
DSP Eskişehir Milletvekili Tayfun İçli de tezkereye olumlu baktıklarını belirterek, hükümetten, terörle mücadelede kararlı olmasını beklediklerini söyledi. İçli, DSP olarak kan ve gözyaşı dökülmesini istemiyoruz. Barış, güçlü Türkiye istiyoruz dedi.
MHP Adana Milletvekili Kürşat Atılgan, şahsı adına yaptığı konuşmada, 2002 yılından itibaren terör sorununun, kimlik, hak arama sorunu olarak görülmeye başlandığını, etnik kimlikler okşanarak siyaset yapıldığını ve teröre prim verildiğini iddia etti. Atılgan, teröre destek veren siyasilerle ilgili en kısa zamanda dokunulmazlık konusunda yeni düzenlemeler getirilmesi gerektiğini belirterek, Dokunulmazlık zırhına bürünerek teröre destek vermek, bu Mecliste hiç kimsenin haddine olmamalı diye konuştu.
Yillardir denenen Seyler yine
deneniyor,Cözümsüzlük devam
ediyor.Cocuklar bile bizi
yönetseydiler,yeni bir Cözüm
bulmaliyiz diyeceklerdi,cünkü 30
yildir sadece operasyon,Siddet ve
Savasla bitirmeye calisiyoruz.Biraz da
Baris icin,Kardeslik icin,Esitlik icin
birsey yapilsaydi zaten artik kimse
Daglara cikmazdi.Dagdakiler Cahil
olarak gösteriliyor,Youtube de konusan
Dagdakiler bizden daha cok
biliyor..Siyasi ve bariscil Cözüm
Sart,baska yolu yoktur bu isin.ABD
Taliban ile görüsüyorsa biz neden PKK
ile görüsmiyelim?? Ölümlerden daha iyi
degil mi ??Yasasin Halklarin
Kardesligi !!
Zerdüst - Çankırı
09 Ekim 2008, Perşembe 10:24
Eğer insanlar Tanrı olsaydı,
kendilerini demokratik olarak
yönetebilirlerdi. İnsanlar Tanrı
olmadıklarına göre, mükemmel bir devlet
insanlara göre değildir.