Kanser tedavisinde ‘hap’ devrimi
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Sağlık
Bayındır Hastaneleri Köşesi
Beslenme
Kalp-Damar Hast.
Genetik
Cinsellik
Stres
Kanser
AIDS
Sigara
Erkek Sağlığı
Kadın Sağlığı
Çocuk-Bebek Sağ.
Diğer Hastalıklar
Kuş Gribi haberleri
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa » Sağlık » Kanser

Kanser tedavisinde ‘hap’ devrimi

Kemoterapinin saç dökülmesi, aşırı halsizlik ve bulantı gibi yan etkilerini ortadan kaldıran hapla kanser tedavisi hastaların yüzünü güldürüyor.

Prof. Dr. Gökhan Demir, bir sindirim sistemi tümöründe etkili olan kemoterapisiz kanser tedavisini, 'devrim' olarak niteliyor ve "onkolojide kemoterapisiz tedavi edilebilen bir tümör tanımlandı" diyor.

 DİĞER HABERLER

  SAĞLIK - EN ÇOK OKUNAN HABERLER

NTV-MSNBC
Güncelleme: 18:25 TSİ 15 Eylül 2008 Pazartesi

İSTANBUL - Ağızdan alınan ve kanser hastalarını kemoterapinin istenmeyen yan etkilerinden tamamen kurtaran İmatinib etken maddeli hap, ölümcül bir sindirim sistemi kanserinde başarılı sonuçlar veriyor. Kemoterapisiz kanser tedavisinin önemli bir modeli olan ve hedef tedaviye yönelik akılı moleküllerden oluşan yöntem, kemoterapinin işe yaramadığı ve ameliyat dışında tedavi seçeneğinin olmadığı bir tümör grubunda yüzde 90 oranında şifa sağlıyor.
Haberin devamı

Hap, nadir görülmesine rağmen tedavi edilmediğinde yüzde yüz ölümle sonuçlanan gastrointestinal stromal tümörlere etki ediyor.

BAŞARILI SONUÇLAR YÜZ GÜLDÜRÜYOR
İstanbul Bilim Üniversitesi Tıbbi Onkoloji ve İç Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Gökhan Demir, yaklaşık dört yıldır uygulanan hapla kanser tedavisinde gelinen noktayı şöyle özetliyor:
“İmatinib, bu kanser türünün tedavisinde bir devrim oldu. Buradaki bir diğer devrim de onkolojide kemoterapisiz tedavi edilen bir sindirim sistemi tümörünün tanımlanmasıdır. Bu tümörler, mide bağırsak sistemi kanserleri içinde yüzde 5 ile 10 gibi bir oranı oluşturur. Eskiden bu kanserlerde cerrahi dışında başka bir tedavi seçeneği yoktu. İlerlemiş ve başka yerlere sıçramış vakalarda da kemoterapi çok sınırlı bir etki sağlardı. O nedenle ilerlemiş vakalarda bu tümörler bizi son derece üzen ve yıldıran tümörlerdi. Ama son yıllarda bu tümörlerin yüzeyinde c-kit denilen bir molekülün bulunduğunu keşfettik. Bunun bir de CD 117 denilen moleküler markırı bunuyor. Bu moleküler markırı olan tümörler imatinib etken maddesi ile bize hedefli bir tedavi seçeneği sundu.”

TÜMÖRDE C-KİT MOLEKÜLÜ VARSA ETKİLİ
Hapla hedefli tedavinin c-kit molekülü pozitif olan tümörlerde mucize yarattığını vurgulayan Prof. Demir, bu tedavinin hem dünyada hem de Türkiye’de büyük önem kazandığını söylüyor.

“Biz artık gastrointestinal stromal tümörlerden korkmamaya başladık” diyen Prof. Demir, sözlerini şöyle sürdürüyor:
“Eğer bu tümörlerin yüzeyinde c-kit molekülü varsa ağızdan verdiğimiz bu hapla hastalığı yüzde 90’lara varan oranda şifaya kavuşturmak ya da kontrol altında tutmak mümkün oldu.
Ayrıca onkolojide ilk model olması açısından da önemlidir. Üç dört yıldır kullanılıyor. Bir süre sonra ağızdan kullanılan bu haplara karşı tümör direnç kazanabiliyor o zaman ikinci veya üçüncü seri ağızdan hap tedavilerinin etkili olduğu gözleniyor.”

KEMOTERAPİSİZ BÖBREK KANSERİ TEDAVİSİ
Kemoterapisiz kanser tedavisinin bir diğer örneğini ise böbrek kanseri oluşturuyor. Prof. Demir, böbreklerde görülen ancak kemoterapiye direnç gösteren tümörlerde de kullanılan yöntemin sindirim sistemindeki kadar etkili olmadığının altını çiziyor:
“Hap ile sindirim sisteminin stromal tümörlerinde tedaviye yüzde 80 ile 90 arasında yanıt alınırken böbrek tümörlerinde bu oran yüzde 20 civarındadır. Ama kemoterapiye yanıtın yüzde 2 olduğu düşünülürse bu kanser türünde de kemoterapisiz tedavinin etkinliği kendiliğinden ortaya çıkıyor.”

YAN ETKİLER KEMOTERAPİYLE KIYASLANAMAZ
Bu tür tümörden şüphelenildiği zaman hastaya biyopsi yapılıyor ve alınan materyalde c-kit veya CD 117 molekülünün olup olmadığına bakılıyor. Eğer pozitiflik varsa hastaya ağızdan hap tedavisi uygulanıyor. Bu tedavinin bir ya da iki yıl sürebildiğini söyleyen Prof. Dr. Gökhan Demir’e göre hapla kanser tedavisinin yan etkileri ise kemoterapiyle kıyaslanamayacak derecede basit:
“Hapla tedavinin en önemli sonuçlardan biri de hastayı kemoterapinin bütün olumsuz etkilerinden kurtarmasıdır. Bu tedavide özellikle ayaklarda ve göz çevresinde ödem, bazen kan değerlerinde düşüklük ve nadiren cilt döküntüleri gibi yan etkiler görülebiliyor.”

 

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

                        Bu habere henüz yorum yapılmamış


Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları