Yargıtay 1. Ceza Dairesinin töre cinayetlerinde aile meclisi kararı alınmasını şart koşan kararına kadın kuruluşlarından sert tepki geldi. Kadın örgütlerine göre bu kararla töre cinayetlerine yeşil ışık yakıldı.
İSTANBUL - Geçen hafta basına yansıyan, Yargıtayın 14 Mart 2008 tarihinde aldığı bir karar, kadın örgütlerinin protestosuna neden oldu. Yargıtayın bozma kararında, ...Gebe olduğu bilinen maktuleye karşı işlenen öldürme suçunun alınan aile meclisi kararı sonucu gerçekleştirildiğini gösteren kesin ve inandırıcı kanıt bulunmadığı, bu nedenle suçun töre saikiyle işlendiğinden söz edilemeyeceği belirtilmişti. Avrupa Kadın Lobisi-Türkiye Koordinasyonu, TCK Kadın Platformu ve çok sayıda kadın örgütü yaptığı yazılı açıklamada, Yargıtay 1. Ceza Dairesi töre cinayetlerinde ispatlanması mümkün olmayan bir şart koşarak, kadın cinayetlerine yeşil ışık yakmıştır. Bu karar, kadın cinayetlerinin gerektiği gibi cezalandırılmasını imkansız hale getirmiştir. Ülkemizdeki apaçık gerçekleri görmezden gelmek ve katilleri korumaktan başka bir şey değildir denildi.
Avrupa Kadın Lobisi- Türkiye Koordinasyonu, TCK Kadın Platformu ve çok sayıda kadın örgütünün hazırladığı protesto metni şöyle:
KADINLARIN KATİLLERİNİ YARGITAY KORUYOR! Yargıtay 1. Ceza Dairesinin bir töre cinayetine ilişkin verdiği bozma kararında töre cinayetlerinde aile meclisi kararınin varlığını şart koştuğu geçtigimiz hafta basına yansıdı. Bu kararla Yargıtay, namus bahanesiyle işlenen cinayetlerin Nitelikli İnsan Öldürme kapsamında ağırlaştırılmış hapis cezası alması için aile meclisi kararışartı aradığını ileri sürdü. Kadınların namus bahanesiyle katledilmesini engellemeyi amaçlayan mevcut yasaları uygulamak yerine, Yargıtay 1. Ceza Dairesi töre cinayetlerinde ispatlanması mümkün olmayan bir şart koşarak, kadın cinayetlerine yeşil ışık yakmıştır.
NİTELİKLİ İNSAN ÖLDÜRME SUÇU KAPSAMINA ALINSIN Yıllardır ısrarla dile getirdiğimiz gibi Namus bahanesiyle işlenen tüm cinayetlerin Nitelikli İnsan Öldürme suçu kapsamına alınmasını talep ediyoruz. Tüm namus cinayetlerine en ağır cezanın verilmemesi, bu ağır insan hakkı ihlalinin yasa, devlet ve yargı eliyle meşrulaştırılması anlamına gelmektedir.
Protesto metninde Yargıtay a şu sorular yöneltiliyor: Yargıtay, namus cinayetlerinin kadının eşi, sevgilisi, akrabaları tarafından, aileden bir ya da birkaç kişinin bilgisi dahilinde / kararıyla işlendiğinden haberdar değil midir? Aile meclisinin herhangi bir hukuki veya resmi tanımı var mıdır? Kimler tarafından, nasıl kurulur? Varlıkları nasıl ispat edilir? Aile meclisi kararı nasıl kanıtlanır? Öldürüleceğini bile bile aile meclisi kararıyla cinayet işlendiğine kim tanıklık eder?
Bir namus veya yasadaki ifadesiyle töre cinayetinin aile meclisi kararıyla işlenip işlenmediğini ispatlamak mümkün değildir. Yargıtayın bu kararı kadın cinayetlerinin gerektiği gibi cezalandırılmasını imkansız hale getirmiştir. Bu cinayetleri cezalandırmak için belli bir meclis, töre şartı aramak, ülkemizdeki apaçık gerçekleri görmezden gelmek ve katilleri korumaktan başka bir şey değildir.
Yargıtayın hiçbir hukuki dayanağı olmayan bir kurumun kararları ve bu kararların ispatı üzerinden yorum yapmaya kalkışması çağ dışıdır, tüm evrensel hukuk kurallarını, Türkiyenin imzaladığı uluslararası insan hakları sözleşmelerini yok saymaktadır.
YARGITAYIN KARARI MEVCUT YASALARI DA HİÇE SAYIYOR 2004 yılından beri yürürlükte olan Türk Ceza Kanununa (TCK) göre, töre cinayetleri Nitelikli İnsan Öldürme suçudur. Cezası ağırlaştırılmış müebbet hapistir. Ceza indirimi uygulanabilecek halleri tanımlayan Haksız Tahrik maddesinde (TCK Md 29, Gerekçe) töre ve namus cinayetlerine ceza indirimi yapılmayacağını açıkça belirtilir.
TCK KADIN CİNAYETLERİNİ ENGELLEMEDE YETERSİZ Yürürlükteki Türk Ceza Kanunu, kadın cinayetlerini engellemek konusunda yetersizdir: Ülkemizde, namus bahanesiyle kadınlara karşı ağır suçlar ve cinayetler işlenmektedir. Kişilerin hak ve özgürlüklerini korumayı ve suç işlenmesini önlemeyi amaçlayan TCK, bu suçları töre saikiyle işlenen suçlar adı altında sınırlayarak, namus bahanesiyle kadınlara karşı işlenen suçların tümünü kapsamaktan uzak kalmaktadır. Yasa, mevcut haliyle kadınların sistematik katliamının son bulmasını ve katillerin cezalandırılmasını engellemeye devam etmektedir.
Kaldı ki, Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (CEDAW) kapsamında en son 2005 yılında rapor sunan Türkiye Hükümeti, TCKnın söz konusu maddesinin mevcut haliyle namus bahanesiyle işlenen tüm suçları kapsayacak şekilde yorumlanacağı konusunda CEDAW Komitesine taahhütte bulunmuştur. Yargıtayın bu kararı, Türkiye Hükümetinin uluslararası taahhütlerini de yok saymaktadır.
Biz kadın örgütleri, bu Yargıtay kararının hepimize karşı işlenen bir suç olduğuna inanıyoruz. Namus bahanesiyle bedenlerimizin denetlenmesine ve hayatlarımıza son verilmesine çanak tutan bu kararı protesto ediyoruz.
Türkiye bu pisliği kendi kendine
halledemezse yarın öbürgün "Bu ülkede
kadınlara soykırım uygulanıyor"
suçlaması önümüze gelir, haberiniz
olsun. Yargı her şeye erkek gözüyle
bakmayı bırakmalı artık.
Ayse T - İstanbul
06 Eylül 2008, Cumartesi 03:07
Türkiye"de kadın için "Adalet" yoktur
Biri vermezse, ötekisi verir cezamı!
---------------------------------------
Babam bile okula yollamazken, çok
yaşasın Türkan Saylan"lar...
Yilmaz Mert Hepiseri - İzmir
05 Eylül 2008, Cuma 21:36
tore cinayetlerinin en ufak bir kismi
bile indirime gidilmemeli aksine kapsami
genisletilmeli caydiriciligi arttirilmali