Orgeneral Başbuğ, Türkiyenin 24 yıldır bölücü, kanlı terör örgütüne karşı mücadele ettiğini ifade ederek, terörle mücadele ile bölücü terör örgütü ile mücadelenin özellikle sorumluluklar, yetkiler açısından iki farklı alan olduğunu söyledi.
Terörle mücadelenin, yalnız devletin bütün kurum kuruluşları değil, aynı zamanda sivil toplum örgütleri, bütün halkı da kavrayacak şekilde genel mücadele alanını gösterdiğini belirten Orgeneral Başbuğ, Terörle mücadele dendiği zaman, bunun güvenlik ayağı var, ekonomik ayağı var, sosyo kültürel boyutları var, sağlık, eğitim dahil olmak üzere psikolojik harekat bölümü var, uluslararası ilişkiler bölümü var dedi.
Terörle mücadelenin sürecini kısaltmayı istiyorsanız, terörle mücadelenin bütün alanlarında, yani güvenlik, ekonomik, sosyo kültürel psikolojik harekat ve uluslararası ilişkiler alanındaki faaliyetlerin aynı zamanda, eş zamanda koordineli olarak yapılması zorunlu diyen Orgeneral Başbuğ, bunu sağlanamaması halinde terörle mücadele sürecinin beklenilen kısalıklara çekmenin mümkün olmadığını bildirdi.
Başbuğ, Dün sivil toplum örgütü liderleriyle, başkanlarıyla bir toplantı yaptık. Değerli sivil toplum kuruluşlarımızın başkanlarının kendi ilgi alanlarına giren konulara ilişkin görüşlerini ve düşüncelerini dinledik. Bu konuda bir hususu açıklıkla belirtmek istiyorum. Bu alandaki faaliyetlerin yürütülmesi bizim, Türk Silahlı Kuvvetleri olarak olarak direkt sorumluluğumuzda olan bir alan değil. Ancak şu da bir gerçek ki bu alandaki alınacak başarılar terörle mücadelenin sürecini kısaltacaktır. İlk yapacağımız husus buradan aldığımız görüşleri, izlenimleri, Hükümet başta olmak üzere ilgili makamlara aktarmaktır. Gerekli olan konuları elbette Milli Güvenlik Kurulu toplantılarında kurul üyelerine de aktaracağız
DİYARBAKIRIN PROBLEMİ BİZİM PROBLEMİMİZ
Diyarbakırın bu bölgede en önemli şehir olduğunu değerlendiriyoruz. Bunun için elbette Diyarbakırın hali hazırda içinde bulunduğu sorunlar problemler bizim de problemimiz. Dolayısıyla sorunların çözümünde bizlerin de silahlı kuvvetler olarak katkısı olduğunda bundan büyük bir mutluluk duyarız diyen Orgeneral Başbuğ, sivil toplum örgütleriyle yaptıkları toplantıda üç önemli konuyu tespit ettiklerini belirtti.
EĞİTİM VURGUSU
Orgeneral Başbuğ, şöyle dedi: Diyarbakır nüfusunun yüzde 64ünün 24 yaş altındadır. Bu ne demek; geleceği gösteriyor. Eğer siz bu nüfus potansiyelini iyi kullanabilir, iyi eğitebilirseniz ben size söyleyeyim Diyarbakırın geleceği çok parlaktır. Başarısız olursanız, bunun, maalesef terörle bağlantı açasından da bazı sorunları getirdiği aşikar. Özellikle terör örgütüne karşı hassas olan yaş gurubunu, 14 ile 18 yaş grubunu, eğer devletimizin, özel kuruluşlarımızın, sivil toplum örgütlerinin aldığı tedbirlerle, iyi bir mesleki eğitim vererek nitelikli bir noktaya getirebilirsek, inanınız ki bu terör örgütünün etkisiz hale getirilmesi sürecini beklenenden de daha aşağı çekmemiz mümkündür. Bunu yapabilecek güçteyiz. Toplantıda dile getirilen ikinci nokta ise buradaki özelilikle kız ve kadınlarımızın durumu. Bu, aslında Türkiyenin genel bir sorunu olmakla beraber özellikle kızlarımızın ve kadınlarımızın eğitim durumu iş hayatındaki aktif rolleri maalesef bu bölgede diğer bölgelere nazaran çok çok düşük. Bu da herhalde ikinci olarak üzerinde durulması gereken konu olarak karşımıza çıkıyor. Üçüncü temel nokta, GAP Eylem Planıdır. Bu plan kısa süre önce revize edildi. Şu izlenimi aldık: GAP Eylem Planı planlandığı şekilde yatırımlar açısından uygulamaya devam ederse, sivil toplum örgütlerinden aldığımız izlenim bu konunun gayet ümitvar olduğu ve geleceğe yönelik iyi işaretler vereceği yönünde.
Terörün bölgede ve Türkiyede yarattığı ekonomik zararın apaçık ortada olduğunu ifade eden Orgeneral Başbuğ, şöyle konuştu: Bir ülkenin güvenliği mali kaynaklarla ölçülemez. Bu bölücü terör örgütü belası ülkenin başında olmasaydı bu kaynaklar bu bölgeye gidecekti.
30-35 BİN İNSANIMIZ HAYATINI KAYBETTİ
Terör nedeniyle 1984 yılından beri 30-35 bin insanın hayatını kaybettiğini belirten Başbuğ, şöyle devam etti: Belki 90lı yıllarda deseydik ki 2 binli yıllarda güvenlik böyle olacak kimse inanmazdı. Gelinen nokta memnuniyet verici ama buraya nasıl geldik. 6 bine yakın güvenlik görevlisi ve 6 bine yakın vatandaşın kanı aktı. Bu mücadele kolay değil. İşte biz diyoruz ki bugün gelinen noktada terör örgütü kırılma noktasına gidiyor. Devlet, millet, ülke olarak bütün kurum ve kuruluşlarla bu kırılma noktasına giden bölücü terör örgütüne daha ağır darbeyi vurmak için el birliğiyle, omuz omuza bu mücadeleyi daha da artan yoğunlukta sürdürmeliyiz.
TERÖRLE MÜCADELEDE YENİ SAYFA AÇILDI
Bölücü terör örgütü etkisiz hale getirilinceye kadar aynı kararlılıkla mücadelenin devam edeceğini kaydeden Genelkurmay Başkanı Başbuğ, özellikle geçen yılın aralık ayından itibaren Türk Silahlı Kuvvetlerinin bölücü terör örgütüne karşı yürüttüğü mücadelede ayrı bir sayfa açıldığını ifade etti.
Başbuğ, şunları söyledi: Harekata bizzat katılan pilot üsteğmen, yüzbaşıların gözünde moral gördük, hepsinin gözü parlıyor, hepsi görev aşkıyla bağlı ve görev bekliyor. Pilotlarımızla ve komutanlarımızla iftihar ediyoruz. Türk Silahlı Kuvvetleri olarak güvenlik alanındaki bölücü terör örgütüyle mücadeleye kararlılıkla, artan bir azimle, artan moralle devam edeceğiz. Bunun yazı, kışı, sonbaharı yok. Bu yıl şubat ayında en kötü hava şartlarında Irakın kuzeyine icra edilen sınırötesi operasyon askeri literatüre geçen örnek bir harekat oldu. Türk ordusunun dostları bununla gurur duydu, biraz düşman olanlar da gerekli mesajı aldı.
Orgeneral Başbuğ, Diyarbakırın tedbirlerle layık olduğu yere gelmesini ümit ettiklerini, kentin layık olduğu yere gelememesinin nedeninin terör olduğunu söyledi.
Başbuğ, dünyada bölgesine, halkına bu kadar zarar veren başka bir bölücü terör örgütü olmadığını sözlerine ekledi.