Etnik milliyetçilik ve irtica uyarısı
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Türkiye
Ergenekon Davası
Politika
Dış politika
Genel
Polis - adliye
Yerel
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
Yeşil Ekran
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa » Türkiye » Genel

Etnik milliyetçilik ve irtica uyarısı

Genelkurmay Başkanlığı görevini Orgeneral İlker Başbuğ’a devreden Orgeneral Yaşar Büyükanıt, etnik milliyetçilik ve irtica uyarısını iki ciddi tehdit olarak değerlendirdi.


 DİĞER HABERLER

  GÜNCEL - EN ÇOK OKUNAN HABERLER

AA
Güncelleme: 09:46 TSİ 29 Ağustos 2008 Cuma

ANKARA - Genelkurmay Başkanlığı görevini Orgeneral İlker Başbuğ’a devreden Orgeneral Yaşar Büyükanıt, “Bugün gerek Atatürk milliyetçiliğinin birleştirici ve kucaklayıcılığı niteliklerinden uzaklaşılarak etnik milliyetçiliğe ve bölücülüğe dayandırılan girişimler gerekse Türkiye Cumhuriyeti’nin laik ve demokratik yapısını, çağdaş kazanımlarını ortadan kaldırmayı amaçlayan irtica iki ciddi tehdit olarak karşımızdadır” dedi.
Haberin devamı

Orgeneral Büyükanıt, Genelkurmay Karargahı’ndaki devir-teslim töreninde yaptığı konuşmada, yurda ve ulusa hizmet yarışında gururla ve onurla teslim aldığı bayrağı, hizmet süresi boyunca daha ilerilere taşıyıp devredeceği bilinciyle bugünlere ulaşmanın mutluluğunu yaşadığını ifade etti.

Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) tüm mensupları gibi kendisinin de Ulu Önder Atatürk’ün hedef olarak gösterdiği çağdaş, laik, demokratik ve sosyal Türkiye idealinden sapmadan ilerlerken, ulus aşkı ve görev bilinciyle bu hedefe doğru attığı her adımın yaşadığı yorgunlukları ve çektiği sıkıntıları da unutturduğunu belirten Orgeneral Büyükanıt, “Gelecekte daha rahat ilerlemeye imkan sağlayacak yollar açmak için elimden gelenle yetinmeyip daima daha iyisini yapmanın gayreti içinde oldum” dedi.

Terörle mücadele, TSK’nın modernizasyonu ve eğitimi alanında çalışmalarını yoğunlaştırdığını, bu çalışmalarla TSK’nın tüm yeniliklere kısa zamanda kavuşmasını amaçladığını belirten Orgeneral Büyükanıt, “Bu yapıya ulaşmak isterken yeniliklerin beraberinde getirdiği değişim ve gelişimin akıntısına kapılıp sürüklenmenin önüne geçilmesi gerektiğini ısrarla vurguladım. Akıntıya karşı yerimizde durma şansımız olmadığına göre ileriye gitmenin akılcı şartlarını bulmamız konusunda çalışmaların teşvikçisi ve destekçisi olmak için gayret sarfettim” diye konuştu.

“BÜYÜK İŞLER YAPTIĞIMI İDDİA EDEMEM”
Biçimlerin içine sıkışıp kalmak yerine Atatürkçü düşünce sisteminin özünde yer alan “devrimcilik” ilkesinin itici gücüyle geleceğe emin adımlarla ilerlemek için uğraştığını söyleyen Orgeneral Büyükanıt, şunları kaydetti:

“Bu saydıklarıma bakıp büyük işler yaptığımı iddia edemem. Ben ulusuma hizmet etme gayesiyle görevimin omzuma yüklediği sorumluluğun gereklerini yerine getirmeye gayret ettim. Bireysel performanstan çok ekip performansının başarısının önemine inanarak hareket ettim. Uzun meslek yaşantım boyunca Silahlı Kuvvetler’in mensubu olarak çeşitli rütbelerde soğuk savaş dönemini, Varşova Paktı’nın ve Sovyetler Birliği’nin dağılmasını, tek kutuplu ve yeni dünya düzeni arayan dünyayı, küreselleşme ve bölgeselleşme tartışmalarını, Körfez savaşlarını, Irak’ta ve Afganistan’da meydana gelen gelişmeleri, 11 Eylül saldırılarını, nükleer silahlanma çabalarının yeniden canlanmasını ve Orta Doğu’da yaşanan olayları gördüm. Bugün de hep birlikte bunların etkilerini görmeye devam ediyoruz. Her alanda önüne geçilmez bir şekilde esmeye başlayan değişim fırtınasının alışılagelen tüm parametreleri sarstığını ve sürükleyip götürdüğünü biliyoruz. Bu fırtınaya hazırlıksız yakalanan ülkelerin çok ciddi sorunlarla karşı kaşıya olduğunu düşünüyorum. Üzerinde yaşadığımız dünya tarih boyunca pek çok değişime sahne olmuştur. Dünyada meydana gelen politik, ekonomik, askeri ve sosyal değişimler, paradigma kaymaları, anlık değişimler gibi değil bir süreç içinde ve genellikle yavaş olmaktadır. Bu yavaş değişimi zamanında algılayamayan ülke ve kurumlar, kendilerini, sadece ortaya çıkan resimde iradeleri dışında dayatılmış bir rolün aktörü olarak bulurlar. Bunu yalnız tarihte değil yaşadığımız günlerde de gördük ve görüyoruz. Gürcistan’daki olaylar da bunun bir örneğidir.”

“TEHDİT ALGILAMALARINDA DA BİR GENİŞLEME”
Güvenlik bağlamında değerlendirmeler yapılırken güvenlik güçlerinin yeteneklerine bugünün şartlarıyla bakmanın sağlıklı sonuçlar vermeyebileceğini belirten Orgeneral Büyükanıt, teknoloji alanındaki gelişmelerin her geçen hız kazandığı bir süreçten geçildiğini söyledi.

Bu hızlı gelişimin güvenliğe ve güvenlik sistemlerine de etkisinin olduğunu anlatan Orgeneral Büyükanıt, “Bu etkileri dikkate alarak bugünü değerlendirmemiz, geleceği iyi yorumlamamız ve projeler geliştirmemiz gerekiyor” dedi.

“Ülkemizin çok yönlü bir tehdit ortamında olduğunu da hesaba katarak güvenlik bağlamındaki öngörülerimizi 2025, 2050’lere bakıp geliştirmek durumundayız” değerlendirmesinde bulunan Orgeneral Büyükanıt, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Uluslararası alanda güvenlik ortamının son derece değişken ve öngörüleri zorlaştıran bir hal aldığı günümüzde, dünyanın en hassas bölgelerinin birinde, etrafı istikrarsızlıklarla dolu bir coğrafyada yer alan ülkemizin tehdit algılamalarında da bir genişleme olduğu bilinen bir gerçektir. Bölgesel ve etnik çatışmalar, siyasi ve ekonomik istikrarsızlıklar, refah seviyelerinin arasındaki dengesizlik, kitle imha silahları ve uzun menzilli silahların yaygınlaşması, kökten dincilik, yasa dışı göç, uyuşturucu ve her türlü silah kaçakçılığı, uluslararası terörizmi besleyerek tehdit kavramının genişlemesine sebep olmuştur. Ekonomik ve politik çıkar çatışmalarının ortasında laik ve demokratik yapısıyla istikrar ve denge unsuru olan ülkemiz, jeopolitik hassasiyetlerin ortaya çıkmasına zemin oluşturacağı girişimlerle mücadele etmek zorundadır. Bugün gerek Atatürk milliyetçiliğinin birleştirici ve kucaklayıcılığı niteliklerinden uzaklaşılarak etnik milliyetçiliğe ve bölücülüğe dayandırılan girişimler gerekse Türkiye Cumhuriyeti’nin laik ve demokratik yapısını, çağdaş kazanımlarını ortadan kaldırmayı amaçlayan irtica bu kapsamda ele alınması gereken iki ciddi tehdit olarak karşımızdadır.

Kurulduğu günden beri böylesine ciddi tehlikelerle aynı anda karşı karşıya kalmamış olan ülkemizin ulusal, üniter ve laik yapısını bozmak, birliğini ortadan kaldırmak ve sonuçta bölünmeye hazır bir Türkiye görmek isteyenlerin var olduğunu maalesef bir gerçektir.

Kararlı duruşuyla TSK’yı bazı çevrelerin planları karşısında en büyük engel olarak kabul edenlerin yürütmek de olduğu bu büyük savaşı görmezden gelmek de mümkün değildir. Her fırsatta Silahlı Kuvvetler’e ve onun değerli mensuplarına karşı seviyesiz saldırılar yapıldı. Bu seviyesiz saldırılar belki bizi incitebilir ancak hiç bir şekilde Türk ulusunun TSK’ya karşı beslediği ve bizim en büyük güç kaynağımız olan güvenini sarsamaz. Bu gerçeğe TSK mensupları büyük bir içtenlikle inanmaktadır. Yaşadığımız olaylar ve bunların sonuçları bu hususun açık göstergeleridir.”

“Bugün TSK’nın gerek eğitim gerek harbe hazır bulunma düzeyinde ulaştığı seviye gerekse bu alanlardaki atılımlarına bakarak yarınlar için kaygılanmanın yersiz olduğuna inanıyorum” diyen Orgeneral Büyükanıt, köklü tarihinde aldığı tecrübesini bilgi çağının ihtiyaç duyduğu donanımla destekleyen TSK’nın ulusal bütünlüğe kasteden tüm çabaları boşa çıkaracak güce sahip olduğunu bildirdi.

Kararlı ve dünyada bir eşine daha rastlanmayacak disiplin anlayışı ile TSK’nın üstesinden gelemeyeceği hiç bir görev olmadığını ifade eden Orgeneral Büyükanıt, “Bağrından çıktığı yüce Türk ulusundan aldığı güçle TSK, laik, demokratik, sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’nin sonsuza dek yaşamasının teminatı olmaya devam edecektir” dedi.

“YANLIŞ HESAP YAPMASINI ENGELLEMEK”
Uygar ama silahlı kuvvetleri güçsüz olan devletlerin tarih sahnesinden silindiklerine tanıklık etmiş TSK’nın, çağın gereklerine uygun modernizasyon programlarını titizlikle sürdürdüğünü, kendine tahsis edilen kaynakları en akılcı şekilde kullanarak caydırıcı bir güç olmanın gereklerini yerine getirdiğini belirten Orgeneral Büyükanıt, “Caydırıcı bir güce sahip olmak komşu ülkeler üzerinde tedirginlik yaratmak için değil komşularımızın ve bölge ülkelerinin yanlış hesap yapmasını engellemek ve barışa katkı sağlamak için zorunludur” diye konuştu. Orgeneral Büyükanıt, şunları kaydetti:

“Bu kapsamda yürüttüğümüz tüm modernizasyon çalışmalarıyla TSK’yı, bilgi çağının ve genişleyen harp alanı ihtiyaçlarını karşılayacak ve bölge içinde caydırıcı bir güç unsuru olarak hizmet edecek güçlü bir yapıya kavuşturma arzusunu taşıdık. Bu ifadelerimden TSK’nın mevcut durumda ihtiyaçlarımızı karşılamakta yetersiz kaldığı gibi bir anlam da çıkartılmasını arzu etmem. TSK’ya verilen yetki çerçevesinde kara ve hava kuvvetlerimiz ile Jandarma Genel Komutanlığının icra ettikleri sınır ötesi operasyonların, TSK’nın imkan ve kabiliyetlerinin bugün ulaştığı seviye hakkında bir fikir vermek için yeterli olduğu düşünüyorum. İmkan ve kabiliyetlerimizi ne kadar artırırsak artıralım ulaştığımız noktayı son nokta olarak görmememiz lazım. Böyle görürsek durmamız anlamına gelir ki bu da düşüşün başlangıcıdır. O yüzden bu alanda yürütülen çalışmaların bundan sonra da artarak devam edeceğine kalpten inanıyorum.”

Genelkurmay Başkanlığı görevini Orgeneral İlker Başbuğ’a devreden Orgeneral Yaşar Büyükanıt, terör örgütü üzerindeki baskının artarak devam etmesinin terör örgütü üzerinde “ölümcül” bir etki yaratabileceğini, terör örgütünün bu noktaya geldiğini belirterek, “Yılanın başı Irak’ın kuzeyinde, kuyruğu da ülkemizin içindedir. Yılanın başını ezmeden kuyruğunu koparmamızın çok fazla bir faydası da yoktur” dedi.

Orgeneral Büyükanıt, Ortadoğu’daki bölgesel gelişmeler ve terör konularına da değindi.

Orgeneral Büyükanıt, Atatürk’ün tüm yokluklar ve güçlüklere karşın Kurtuluş Savaşı’nı başlattığı yüksek ruhla yola çıkan Türk Silahlı Kuvvetlerinin gücünün sadece asker sayısı ve silah sistemleriyle ölçülemeyecek kadar büyük olduğunu söyledi.

TSK’yı güçlü kılan temel unsurların bilgi, bilinç ve sarsılmaz inançla benimsediği Atatürkçü düşünce sistemi olduğunu belirten Orgeneral Büyükanıt, bu sistemin aydınlığında değişim ve gelişimini dinamik, akılcı, bilimsel bir yönetim sistemine oturtan TSK’nın yorulmamak üzere yola çıkan personeliyle aşamayacağı engel bulunmadığını kaydetti.

Orgeneral Büyükanıt, “Atatürkçü düşünce sistemine ve onun kazanımlarına sahip çıkıp, kollamanın sadece Türk Silahlı Kuvvetleri’nin değil, tüm ulusumuzun görevi olduğu da göz ardı edilmemelidir. Karşı karşıya bulunduğumuz bütün sorunlar için bir reçetesi bulunan bu anlayış aynı zamanda çağdaş uygarlık yarışında bizi de ön sıralara taşıyacak bir güçtür. Bu gücü etkin bir şekilde kullanabilmemiz ise ancak onun davranış ve yaşam biçimi olarak yaşantımıza, yönetim sistemimize bilinçli bir şekilde uyarlamamıza bağlıdır” diye konuştu.

“BÖLGESEL TEHDİTLER...”
Tehdit ve risklerin çeşitliliğinin arttığına işaret eden Orgeneral Büyükanıt, bu durumun, Türkiye’nin içinde bulunduğu coğrafyada güvenlik bağlamındaki bölgesel değerlendirmeleri gerçekçi bir yaklaşımla yapmayı ve bu değerlendirmelere göre de güvenlik politikalarını ifa yeteneği olacak şekilde geliştirmeyi gerektirdiğini söyledi.

Özellikle Ortadoğu ile ilgili güvenlik politikalarının tek tek ülke bazında değil, bütünsellik içinde ele alınmasının, gelişmelerin tümünü kavraması açısından önemli olduğuna işaret eden Orgeneral Büyükanıt, şöyle devam etti:

“Ortadoğu’daki sorunlar bu açıdan incelendiğinde sorunların bazı ülkelerin temel politikalarından dolayı kaynaklandığı gözlenmektedir. Bu ülkelerin politikaları anlaşılmadan sağlıklı güvenlik politikası üretilmesi mümkün değildir. Ortadoğu’nun güvenlik ortamında uygulanan genel politikanın ‘yapılandırıcı kaos’ diyebileceğimiz yaklaşım olduğunu düşünüyorum. Bu yaklaşımı, ‘bazı ülkelerin istikrarsızlaştırılması suretiyle soruna çözüm bulunması’ şeklinde de ifade edebiliriz. Bu konunun tabii ki detaylı olarak bu dönemi kapsayacak şekilde ele alınıp incelenmesi mümkün ancak Türkiye’nin Ortadoğu’da uygulamalarına tanık olduğumuz bu istikrarsızlaştırma politikalarının güvenlik bağlamında bir aktörü haline gelmemesi gerektiğine dikkat çekmek istiyorum.”

Irak’ın bu politikaya örnek gösterilebileceğini anlatan Orgeneral Büyükanıt, Irak’ta güvenlik ve istikrarın sağlanamamasının bölgeden kaynaklanan terör tehdidini ciddi boyutlara taşıdığını belirtti. Orgeneral Büyükanıt, “Bu durumda Irak’ın kuzeyindeki grupların ayrıcalıklı ve Irak’ın geleceğinin belirlenmesinde söz sahibi konuma getirilmiş olmasının büyük etkisinin bulunduğu da değerlendirilebilir” dedi.

Bir çok çevrenin Türkiye’nin merkezi Irak yönetimiyle temas etmesini telkin ettiğini söyleyen Orgeneral Büyükanıt, merkezi Irak yönetimine bağlı güvenlik güçlerinin Irak’ın kuzeyine geçme yetkisi dahi yokken, kuzeydeki güvenlik güçlerinin güneyde her türlü yetkiye sahip olmasının Irak’ı istikrarsızlaştıracağına dikkati çekti.

“Karadeniz’in de bir sorunlar yumağı haline getirilmeye çalışıldığını” söyleyen Orgeneral Büyükanıt, bunların kamuoyunda yeterince tartışılmadığını belirtti. Orgeneral Büyükanıt, “Böyle bir ortamda, Türkiye’nin çok hassas olma zorunluluğu vardır” dedi.

“DOĞU AKDENİZ İÇİN ENDİŞELİYİZ”
Konuşmasında Doğu Akdeniz’deki gelişmelere de değinen Orgeneral Büyükanıt, Doğu Akdeniz’de petrol yataklarının araştırılması ve işletilmesine, deniz yetki alanlarının genişletilmesine yönelik çabaları endişeyle izlediklerini dile getirdi. Orgeneral Büyükanıt, “Bu çabalar hayata geçirildiği takdirde Türkiye güneyde, Doğu Akdeniz’de Antalya Körfezi’ne hapsolma tehlikesiyle karşı karşıya kalır” diye konuştu.

Her ulusun kendi çıkarları doğrultusunda hareket etmesini saygıyla karşılamak gerektiğini kaydeden Orgeneral Büyükanıt, “Türkiye’yi ana kıtasına kapatma girişimleri karşısında Türkiye’nin de çalışmaları olduğu bilinmelidir, ki vardır” dedi.

Orgeneral Büyükanıt, Akdeniz’deki ekonomik sahalar konusunda ulusal dönüşüm alt tabanının oluşturulması için gayret sarf edilmesi gerektiğini söyledi.

“TERÖR ÖRGÜTÜNE DARBE VURDUĞU İÇİN TSK’DAN NEFRET EDENLER VAR”
Terörle mücadeleye ilişkin görüşlerini de dile getiren Orgeneral Büyükanıt, terörle mücadele sürecini anlattı.

Terörle mücadelede gelinen son aşamayı, 28 Kasım 2007’den bugüne kadar geçen 9 aylık sürecin oluşturduğunu dile getiren Orgeneral Büyükanıt, Türk Silahlı Kuvvetlerinin yurt içindeki operasyonlarının yanı sıra bir plan dahilinde sınır ötesi operasyon yetkisi aldığını ve yetki alınmasından 4 gün sonra operasyonların başladığını anımsattı.

Orgeneral Büyükanıt, Aralık ayında hava harekatının, Şubat ayında da kara Kuvvetleri ve Jandarma birliklerinin katıldığı büyük çaplı kara operasyonu ve hava harekatı icra edildiğini belirterek, bu operasyonların saptanan belirli amaçlar için yapıldığını kaydetti. Orgeneral Büyükanıt, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu amaçlar nelerdi? Birincisi, terörle silahlı mücadelenin belkemiği, terör örgütünün başarılı olma ümidini kırmaktır. Bunda başarılı olduğumuzu, çok büyük ölçüde başarılı olduğumuzu söyleyebilirim. İkincisi, Irak’ın kuzeyinin terör örgütü için güvenli bir bölge olmadığını hem teröristlere hem terörü destekleyen iç ve dış mihraklara öğrettik. Bu husus da gerçekleşmiştir. Operasyonlar öncesi terör örgütü Irak’ın kuzeyinde kendisini öylesine güvenlik içinde hissediyordu ki teröristler sebze bahçeleri, basit de olsa binalar, tören alanları tesis ediyorlardı. Burayı bilen bir insan olarak, bunları 10 yıl önce hayal bile edemezdim. Kandil Dağı, Zap, Avaşin, Hakurk ve diğer bölgeler onlara göre erişilmez kalelerdi. Zaho’dan taksiye binip teröristleri ziyaret edenler oldu. Teröristleri gitar çalan insan hakları savunucusu olarak göstermek, onlara sevimli insan maskeleri takmak isteyenler oldu. Kanlı katilleri masum insanlar olarak kamuoyuna göstermek isteyenler vardı. Bunları yaşadık. Askerliğe veda etmek üzere olan bir insan, bir subay olarak, büyük harflerle ifade ediyorum; artık bunlar yok. Olanlar da kaldırılacaktır. Şimdi var olanlardan söz etmek istiyorum; Irak’ın kuzeyinde ve içeride 2-3 teröristten fazlasının sürekli bir araya gelmediği terörist gruplar var. Mağaraları kendileri için güvenli yer olarak gören teröristler yerine küçük gruplar halinde, görünmemek için ağaç altlarında sabahlayanlar var. Muhabere vasıtaların korkularından kullanamayanlar var. Kendilerini emniyette hissetmedikleri için sözde lider kadrolarından kaçanlar var. Yurt içinden ve yurt dışından terör örgütüne yardım ve yataklık yapıp demokrasi ve özgürlük havarisi kesilenler var. Bize acı veren patlayıcıları yerleştirenlere yardım eden, başka işler yapan işbirlikçiler var. Terör örgütüne darbeler vurduğu için Türk Silahlı Kuvvetlerinden nefret edenler var. Onların o yaptıkları bizim de var olma sebeplerimizdir.”

“TERÖR ÖRGÜTÜ ÜZERİNDEKİ BASKI ARTARAK DEVAM ETMELİ”
Terör örgütünün, “şiddeti ve vahşeti bir vasıta olarak kullanan etnik milliyetçi bölücü bir örgüt” olduğunun altını çizen Orgeneral Büyükanıt, “Türk Silahlı Kuvvetleri olarak bölgede yaşayan insanlarımızı asla ve asla potansiyel terörist olarak görmeyiz. Onlar bizim vatandaşlarımız ve kardeşlerimizdir. Biz teröristle vatandaşları birbirinden ayırırız. Vatandaşlarımıza saygı, sevgi ve şefkatten başka hiçbir duygu da beslemeyiz” diye konuştu.

Terörizmin ekonomik, sosyal, politik bir çok boyutu olan bir olgu olduğunu ifade eden Orgeneral Büyükanıt, silahlı mücadele dışındaki alanların askerin yetkisinin dışında olduğunu belirtti. Orgeneral Büyükanıt, “Terörle mücadele, terörle ilgili birimlerin topyekün mücadelesini zorunlu kılıyor. Tek yönlü mücadele kesin sonuç için yeterli değildir” dedi.

Türk ulusunun uzun yıllardır yaratılmaya çalışılan Türk-Kürt çatışmasından bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da kaçınması gerektiğine işaret eden Orgeneral Büyükanıt, bunu yaratmak isteyen dinamiklerin Türkiye’de mevcut olduğunu vurguladı.

Irak’ın kuzeyine gerçekleştirilen operasyonların terör örgütüne büyük darbe vurduğunu anlatan Orgeneral Büyükanıt, “Üzülerek ifade ediyorum, bu operasyonların başarılı olmamasını isteyen çevreler de ortaya çıktı. Biz bunu biliyorduk. Kışın o şartlarında yaptığımız harekatta eğer 150-200 askerimiz orada donup kalsaydı, herhalde çok sevinecek olanlar vardı. Sayıları çok fazla miktarda olmamakla birlikte, vardı. Bu üzüntü verici bir durum. Türk Silahlı Kuvvetleri bu operasyonlarda her türlü riski göze almış ve başarılı olmuştur. Göze aldığımız riskler hesaplı risklerdir. Sonunu önceden öngörebildiğimiz risklerdir” diye konuştu.Terör örgütünün büyük güvensizlik içinde olduğu bu dönemde terör örgütüne yönelik baskının devam etmesi gerektiğini belirten Orgeneral Büyükanıt, şöyle devam etti:

“Bu baskının artarak devamı, terör örgütü üzerinde ölümcül bir etki yaratabilecektir. Terör örgütü böyle bir noktaya gelmiştir. Özellikle Irak’ın kuzeyinde icra edeceğimiz operasyonlarla bu bölgenin terör örgütü için güvenli olmayan bir bölge haline getirilmesi yurt içinde icra edeceğimiz operasyonlara da çok olumlu yönde yansımıştır, yansıyacaktır. Çünkü, yılanın başı Irak’ın kuzeyinde, kuyruğu da ülkemizin içindedir. Yılanın başını ezmeden kuyruğunu koparmamızın çok fazla bir faydası da yoktur. Terörle mücadelede başarıya ulaşabilmek için mücadelenin hukuki esaslar çerçevesinde yürütülmesi zorunludur ancak bu hukuki esasların zorlaştırılması, terörle mücadeleyi zafiyete uğratıyor. Hukuk sistemimizi çağdaş standartlara ulaştırmamız elbette ki gereklidir ancak bunun terörle mücadelenin bir sorunu olarak karşımızda olmaması lazım. Orgeneral Işık Koşaner’in Jandarma Genel Komutanlığı’nı devir-teslim töreninde bu konuda söylediklerine katılıyorum.”

Bu konuda Erzincan’da yaşanan bir olayı örnek gösteren Orgeneral Büyükanıt, bir kamyon kasasında terörist olduğu istihbaratı alan güvenlik güçlerinin gizli bölmeleri arayamaması sonucunda kamyondaki teröristlerin ateş açtığını ve olayda şehit verildiğini anlattı.

“SADECE GÖZDEN KAYBOLUYORUM”
Nitelikli insanın öncelikli hedef olma özelliğini koruyacağını ifade eden Orgeneral Büyükanıt, “Nitelikli insanı merkezine aldığı sürece tüm çalışmalar başarıya ulaşacaktır” dedi. Yarım yüzyıla yakın askerlik yaşamında tüm çalışmaların merkezine hep insanı koyduğunu vurgulayan Orgeneral Büyükanıt, şöyle devam etti:

“Silah, araç ve malzeme... Bunlar da gereklidir. Fakat insanın yerini alamaz. Bunların yerlerini birbiriyle karıştıranların, yani ‘önce insan’ demek yerine ‘araç-gereç’ diyenlerin başarısızlıklarına da hiç şaşırmadım. Sevk ve idare ettiğim insanları hiçbir zaman arka planda bir motif olarak görmedim. Onların her birinin bir değer olduğunu bilerek ona göre davranmaya çalıştım. Bu düşünceye bağlı kalarak yürüttüğüm görevlerde başarılı olup olmadığımı ben takdir edemem, Yüce Ulusumun takdirlerine bırakıyorum.”

Askeri öğrenci olarak 1953 yılında, “yurda ve ulusa adanmışlar yuvası olan şanlı kurumda” başladığı, farklı rütbe ve kademelerde yürüttüğü hizmet süresinin sona erdiğini anımsatan Orgeneral Büyükanıt, “Askerliği bir meslek olarak tanıyıp, yaşam şekli olarak benimsediğim günden bu yana büyük onurla taşıdığım bu üniformamı bugün son kez giyiyorum. Bir asker için en büyük ödülün, ‘şerefle tamamlanmış görev’ olduğu bilinciyle yürütüğüm tüm çalışmaların nişan ve rütbelerini taşıyan bu üniformamı bu törenden sonra çıkarıyorum” diye konuştu.

“Takdir edersiniz ki yaşam biçimi olarak benimsenmiş bir meslekten duygusal olarak ayrılmak söz konusu olamaz” diyen Orgeneral Büyükanıt, şunları kaydetti:

“Hele de bizler gibi çocuk denilecek yaşta bu üniformayla tanışanlar için mümkün değil. Sadece şeklen ayrıldığım bu şanlı yuvaya hizmet düşüncesi ve göreve başladığım ilk günkü heyecanıyla yaşamımın bundan sonraki döneminde de yaşamla aramdaki en büyük güç bağı olacak. Yıllar önce General Douglas Mc Arthur’un 1951 yılında Meclis’te yaptığı bir veda konuşmasını okudum. Emekli oldu. Son sözleri şöyleydi; ‘Orduda 52 yıldır sürdürdüğüm görevim sona eriyor. Orduya katıldığımda tüm çocukluk hayallerim ve ümitlerim gerçekleşmiş oldu. Uzun hizmet yıllarından sonra hatırımda kalan bir askeri marşın nakaratı şöyleydi; (Eski Askerler asla ölmezler, sadece gözden kaybolurlar).’ Şu an bu marştaki gibi ben de askeri kariyerinin sonuna gelmiş biri olarak sadece gözden kayboluyorum. Ancak kalbim hep Silahlı Kuvvetler’in sıcak duygusuyla yaşamaya devam edecek.”

Orgeneral Büyükanıt, Genelkurmay Başkanlığı görevini devrettiği Orgeneral Başbuğ’un, Türk Silahlı Kuvvetlerinde çok önemli görevleri başarıyla ifa ederek bugünlere geldiğini söyledi.

Orgeneral Büyükanıt, “Bugün teslim alacağı hizmet bayrağını görevi süresince çok daha ilerilere taşıyacağına olan inancımla kendisine yeni görevinde başarılar diliyorum. Genelkurmay Başkanlığı görevi, kendisine, değerli aile bireylerine, Türk Silahlı Kuvvetlerine ve Yüce Ulusumuza hayırlı olmasını diliyorum” dedi.

Şehitleri rahmetle, gazi askerleri ise saygıyla andığını belirten Orgeneral Büyükanıt, ailesi, silah ve mesai arkadaşları, törene katılan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile diğer davetlilere teşekkür etti.

Konuşmasının ardından Orgeneral Büyükanıt, Genelkurmay Başkanlığı görevini Orgeneral İlker Başbuğ’a devretti.

 
NTV Haber paketine abone olmak için tıklayın

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

Aydın Adam  - Antalya
29 Ağustos 2008, Cuma 01:00  
Sol"un halklara özgürlük sloganı ile pompaladığı pkk yetmezmiş gibi, aynı aşırı sol şimdide halkımızı komplo teorileri ile etnik milliyetciliğin (faşizm-nazizm) bataklığına sürüklüyor. Kominizm, Bölücülük, irtica ,milliyetcilik ve ulusalcılık gibi kelimelerin ardına sığınmış Türk düşmanı kurtlara dikkat.

Bütün Görüşleri Oku

Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları