Genelkurmay Başkanlığı görevini Orgeneral İlker Başbuğa devreden Orgeneral Yaşar Büyükanıt, etnik milliyetçilik ve irtica uyarısını iki ciddi tehdit olarak değerlendirdi.
ANKARA - Genelkurmay Başkanlığı görevini Orgeneral İlker Başbuğa devreden Orgeneral Yaşar Büyükanıt, Bugün gerek Atatürk milliyetçiliğinin birleştirici ve kucaklayıcılığı niteliklerinden uzaklaşılarak etnik milliyetçiliğe ve bölücülüğe dayandırılan girişimler gerekse Türkiye Cumhuriyetinin laik ve demokratik yapısını, çağdaş kazanımlarını ortadan kaldırmayı amaçlayan irtica iki ciddi tehdit olarak karşımızdadır dedi.
Orgeneral Büyükanıt, Genelkurmay Karargahındaki devir-teslim töreninde yaptığı konuşmada, yurda ve ulusa hizmet yarışında gururla ve onurla teslim aldığı bayrağı, hizmet süresi boyunca daha ilerilere taşıyıp devredeceği bilinciyle bugünlere ulaşmanın mutluluğunu yaşadığını ifade etti.
Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) tüm mensupları gibi kendisinin de Ulu Önder Atatürkün hedef olarak gösterdiği çağdaş, laik, demokratik ve sosyal Türkiye idealinden sapmadan ilerlerken, ulus aşkı ve görev bilinciyle bu hedefe doğru attığı her adımın yaşadığı yorgunlukları ve çektiği sıkıntıları da unutturduğunu belirten Orgeneral Büyükanıt, Gelecekte daha rahat ilerlemeye imkan sağlayacak yollar açmak için elimden gelenle yetinmeyip daima daha iyisini yapmanın gayreti içinde oldum dedi.
Terörle mücadele, TSKnın modernizasyonu ve eğitimi alanında çalışmalarını yoğunlaştırdığını, bu çalışmalarla TSKnın tüm yeniliklere kısa zamanda kavuşmasını amaçladığını belirten Orgeneral Büyükanıt, Bu yapıya ulaşmak isterken yeniliklerin beraberinde getirdiği değişim ve gelişimin akıntısına kapılıp sürüklenmenin önüne geçilmesi gerektiğini ısrarla vurguladım. Akıntıya karşı yerimizde durma şansımız olmadığına göre ileriye gitmenin akılcı şartlarını bulmamız konusunda çalışmaların teşvikçisi ve destekçisi olmak için gayret sarfettim diye konuştu.
BÜYÜK İŞLER YAPTIĞIMI İDDİA EDEMEM Biçimlerin içine sıkışıp kalmak yerine Atatürkçü düşünce sisteminin özünde yer alan devrimcilik ilkesinin itici gücüyle geleceğe emin adımlarla ilerlemek için uğraştığını söyleyen Orgeneral Büyükanıt, şunları kaydetti:
Bu saydıklarıma bakıp büyük işler yaptığımı iddia edemem. Ben ulusuma hizmet etme gayesiyle görevimin omzuma yüklediği sorumluluğun gereklerini yerine getirmeye gayret ettim. Bireysel performanstan çok ekip performansının başarısının önemine inanarak hareket ettim. Uzun meslek yaşantım boyunca Silahlı Kuvvetlerin mensubu olarak çeşitli rütbelerde soğuk savaş dönemini, Varşova Paktının ve Sovyetler Birliğinin dağılmasını, tek kutuplu ve yeni dünya düzeni arayan dünyayı, küreselleşme ve bölgeselleşme tartışmalarını, Körfez savaşlarını, Irakta ve Afganistanda meydana gelen gelişmeleri, 11 Eylül saldırılarını, nükleer silahlanma çabalarının yeniden canlanmasını ve Orta Doğuda yaşanan olayları gördüm. Bugün de hep birlikte bunların etkilerini görmeye devam ediyoruz. Her alanda önüne geçilmez bir şekilde esmeye başlayan değişim fırtınasının alışılagelen tüm parametreleri sarstığını ve sürükleyip götürdüğünü biliyoruz. Bu fırtınaya hazırlıksız yakalanan ülkelerin çok ciddi sorunlarla karşı kaşıya olduğunu düşünüyorum. Üzerinde yaşadığımız dünya tarih boyunca pek çok değişime sahne olmuştur. Dünyada meydana gelen politik, ekonomik, askeri ve sosyal değişimler, paradigma kaymaları, anlık değişimler gibi değil bir süreç içinde ve genellikle yavaş olmaktadır. Bu yavaş değişimi zamanında algılayamayan ülke ve kurumlar, kendilerini, sadece ortaya çıkan resimde iradeleri dışında dayatılmış bir rolün aktörü olarak bulurlar. Bunu yalnız tarihte değil yaşadığımız günlerde de gördük ve görüyoruz. Gürcistandaki olaylar da bunun bir örneğidir.
TEHDİT ALGILAMALARINDA DA BİR GENİŞLEME Güvenlik bağlamında değerlendirmeler yapılırken güvenlik güçlerinin yeteneklerine bugünün şartlarıyla bakmanın sağlıklı sonuçlar vermeyebileceğini belirten Orgeneral Büyükanıt, teknoloji alanındaki gelişmelerin her geçen hız kazandığı bir süreçten geçildiğini söyledi.
Bu hızlı gelişimin güvenliğe ve güvenlik sistemlerine de etkisinin olduğunu anlatan Orgeneral Büyükanıt, Bu etkileri dikkate alarak bugünü değerlendirmemiz, geleceği iyi yorumlamamız ve projeler geliştirmemiz gerekiyor dedi.
Ülkemizin çok yönlü bir tehdit ortamında olduğunu da hesaba katarak güvenlik bağlamındaki öngörülerimizi 2025, 2050lere bakıp geliştirmek durumundayız değerlendirmesinde bulunan Orgeneral Büyükanıt, sözlerini şöyle sürdürdü:
Uluslararası alanda güvenlik ortamının son derece değişken ve öngörüleri zorlaştıran bir hal aldığı günümüzde, dünyanın en hassas bölgelerinin birinde, etrafı istikrarsızlıklarla dolu bir coğrafyada yer alan ülkemizin tehdit algılamalarında da bir genişleme olduğu bilinen bir gerçektir. Bölgesel ve etnik çatışmalar, siyasi ve ekonomik istikrarsızlıklar, refah seviyelerinin arasındaki dengesizlik, kitle imha silahları ve uzun menzilli silahların yaygınlaşması, kökten dincilik, yasa dışı göç, uyuşturucu ve her türlü silah kaçakçılığı, uluslararası terörizmi besleyerek tehdit kavramının genişlemesine sebep olmuştur. Ekonomik ve politik çıkar çatışmalarının ortasında laik ve demokratik yapısıyla istikrar ve denge unsuru olan ülkemiz, jeopolitik hassasiyetlerin ortaya çıkmasına zemin oluşturacağı girişimlerle mücadele etmek zorundadır. Bugün gerek Atatürk milliyetçiliğinin birleştirici ve kucaklayıcılığı niteliklerinden uzaklaşılarak etnik milliyetçiliğe ve bölücülüğe dayandırılan girişimler gerekse Türkiye Cumhuriyetinin laik ve demokratik yapısını, çağdaş kazanımlarını ortadan kaldırmayı amaçlayan irtica bu kapsamda ele alınması gereken iki ciddi tehdit olarak karşımızdadır.
Kurulduğu günden beri böylesine ciddi tehlikelerle aynı anda karşı karşıya kalmamış olan ülkemizin ulusal, üniter ve laik yapısını bozmak, birliğini ortadan kaldırmak ve sonuçta bölünmeye hazır bir Türkiye görmek isteyenlerin var olduğunu maalesef bir gerçektir.
Kararlı duruşuyla TSKyı bazı çevrelerin planları karşısında en büyük engel olarak kabul edenlerin yürütmek de olduğu bu büyük savaşı görmezden gelmek de mümkün değildir. Her fırsatta Silahlı Kuvvetlere ve onun değerli mensuplarına karşı seviyesiz saldırılar yapıldı. Bu seviyesiz saldırılar belki bizi incitebilir ancak hiç bir şekilde Türk ulusunun TSKya karşı beslediği ve bizim en büyük güç kaynağımız olan güvenini sarsamaz. Bu gerçeğe TSK mensupları büyük bir içtenlikle inanmaktadır. Yaşadığımız olaylar ve bunların sonuçları bu hususun açık göstergeleridir.
Bugün TSKnın gerek eğitim gerek harbe hazır bulunma düzeyinde ulaştığı seviye gerekse bu alanlardaki atılımlarına bakarak yarınlar için kaygılanmanın yersiz olduğuna inanıyorum diyen Orgeneral Büyükanıt, köklü tarihinde aldığı tecrübesini bilgi çağının ihtiyaç duyduğu donanımla destekleyen TSKnın ulusal bütünlüğe kasteden tüm çabaları boşa çıkaracak güce sahip olduğunu bildirdi.
Kararlı ve dünyada bir eşine daha rastlanmayacak disiplin anlayışı ile TSKnın üstesinden gelemeyeceği hiç bir görev olmadığını ifade eden Orgeneral Büyükanıt, Bağrından çıktığı yüce Türk ulusundan aldığı güçle TSK, laik, demokratik, sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyetinin sonsuza dek yaşamasının teminatı olmaya devam edecektir dedi.
YANLIŞ HESAP YAPMASINI ENGELLEMEK Uygar ama silahlı kuvvetleri güçsüz olan devletlerin tarih sahnesinden silindiklerine tanıklık etmiş TSKnın, çağın gereklerine uygun modernizasyon programlarını titizlikle sürdürdüğünü, kendine tahsis edilen kaynakları en akılcı şekilde kullanarak caydırıcı bir güç olmanın gereklerini yerine getirdiğini belirten Orgeneral Büyükanıt, Caydırıcı bir güce sahip olmak komşu ülkeler üzerinde tedirginlik yaratmak için değil komşularımızın ve bölge ülkelerinin yanlış hesap yapmasını engellemek ve barışa katkı sağlamak için zorunludur diye konuştu. Orgeneral Büyükanıt, şunları kaydetti:
Bu kapsamda yürüttüğümüz tüm modernizasyon çalışmalarıyla TSKyı, bilgi çağının ve genişleyen harp alanı ihtiyaçlarını karşılayacak ve bölge içinde caydırıcı bir güç unsuru olarak hizmet edecek güçlü bir yapıya kavuşturma arzusunu taşıdık. Bu ifadelerimden TSKnın mevcut durumda ihtiyaçlarımızı karşılamakta yetersiz kaldığı gibi bir anlam da çıkartılmasını arzu etmem. TSKya verilen yetki çerçevesinde kara ve hava kuvvetlerimiz ile Jandarma Genel Komutanlığının icra ettikleri sınır ötesi operasyonların, TSKnın imkan ve kabiliyetlerinin bugün ulaştığı seviye hakkında bir fikir vermek için yeterli olduğu düşünüyorum. İmkan ve kabiliyetlerimizi ne kadar artırırsak artıralım ulaştığımız noktayı son nokta olarak görmememiz lazım. Böyle görürsek durmamız anlamına gelir ki bu da düşüşün başlangıcıdır. O yüzden bu alanda yürütülen çalışmaların bundan sonra da artarak devam edeceğine kalpten inanıyorum.
Genelkurmay Başkanlığı görevini Orgeneral İlker Başbuğa devreden Orgeneral Yaşar Büyükanıt, terör örgütü üzerindeki baskının artarak devam etmesinin terör örgütü üzerinde ölümcül bir etki yaratabileceğini, terör örgütünün bu noktaya geldiğini belirterek, Yılanın başı Irakın kuzeyinde, kuyruğu da ülkemizin içindedir. Yılanın başını ezmeden kuyruğunu koparmamızın çok fazla bir faydası da yoktur dedi.
Orgeneral Büyükanıt, Ortadoğudaki bölgesel gelişmeler ve terör konularına da değindi.
Orgeneral Büyükanıt, Atatürkün tüm yokluklar ve güçlüklere karşın Kurtuluş Savaşını başlattığı yüksek ruhla yola çıkan Türk Silahlı Kuvvetlerinin gücünün sadece asker sayısı ve silah sistemleriyle ölçülemeyecek kadar büyük olduğunu söyledi.
TSKyı güçlü kılan temel unsurların bilgi, bilinç ve sarsılmaz inançla benimsediği Atatürkçü düşünce sistemi olduğunu belirten Orgeneral Büyükanıt, bu sistemin aydınlığında değişim ve gelişimini dinamik, akılcı, bilimsel bir yönetim sistemine oturtan TSKnın yorulmamak üzere yola çıkan personeliyle aşamayacağı engel bulunmadığını kaydetti.
Orgeneral Büyükanıt, Atatürkçü düşünce sistemine ve onun kazanımlarına sahip çıkıp, kollamanın sadece Türk Silahlı Kuvvetlerinin değil, tüm ulusumuzun görevi olduğu da göz ardı edilmemelidir. Karşı karşıya bulunduğumuz bütün sorunlar için bir reçetesi bulunan bu anlayış aynı zamanda çağdaş uygarlık yarışında bizi de ön sıralara taşıyacak bir güçtür. Bu gücü etkin bir şekilde kullanabilmemiz ise ancak onun davranış ve yaşam biçimi olarak yaşantımıza, yönetim sistemimize bilinçli bir şekilde uyarlamamıza bağlıdır diye konuştu.
BÖLGESEL TEHDİTLER... Tehdit ve risklerin çeşitliliğinin arttığına işaret eden Orgeneral Büyükanıt, bu durumun, Türkiyenin içinde bulunduğu coğrafyada güvenlik bağlamındaki bölgesel değerlendirmeleri gerçekçi bir yaklaşımla yapmayı ve bu değerlendirmelere göre de güvenlik politikalarını ifa yeteneği olacak şekilde geliştirmeyi gerektirdiğini söyledi.
Özellikle Ortadoğu ile ilgili güvenlik politikalarının tek tek ülke bazında değil, bütünsellik içinde ele alınmasının, gelişmelerin tümünü kavraması açısından önemli olduğuna işaret eden Orgeneral Büyükanıt, şöyle devam etti:
Ortadoğudaki sorunlar bu açıdan incelendiğinde sorunların bazı ülkelerin temel politikalarından dolayı kaynaklandığı gözlenmektedir. Bu ülkelerin politikaları anlaşılmadan sağlıklı güvenlik politikası üretilmesi mümkün değildir. Ortadoğunun güvenlik ortamında uygulanan genel politikanın yapılandırıcı kaos diyebileceğimiz yaklaşım olduğunu düşünüyorum. Bu yaklaşımı, bazı ülkelerin istikrarsızlaştırılması suretiyle soruna çözüm bulunması şeklinde de ifade edebiliriz. Bu konunun tabii ki detaylı olarak bu dönemi kapsayacak şekilde ele alınıp incelenmesi mümkün ancak Türkiyenin Ortadoğuda uygulamalarına tanık olduğumuz bu istikrarsızlaştırma politikalarının güvenlik bağlamında bir aktörü haline gelmemesi gerektiğine dikkat çekmek istiyorum.
Irakın bu politikaya örnek gösterilebileceğini anlatan Orgeneral Büyükanıt, Irakta güvenlik ve istikrarın sağlanamamasının bölgeden kaynaklanan terör tehdidini ciddi boyutlara taşıdığını belirtti. Orgeneral Büyükanıt, Bu durumda Irakın kuzeyindeki grupların ayrıcalıklı ve Irakın geleceğinin belirlenmesinde söz sahibi konuma getirilmiş olmasının büyük etkisinin bulunduğu da değerlendirilebilir dedi.
Bir çok çevrenin Türkiyenin merkezi Irak yönetimiyle temas etmesini telkin ettiğini söyleyen Orgeneral Büyükanıt, merkezi Irak yönetimine bağlı güvenlik güçlerinin Irakın kuzeyine geçme yetkisi dahi yokken, kuzeydeki güvenlik güçlerinin güneyde her türlü yetkiye sahip olmasının Irakı istikrarsızlaştıracağına dikkati çekti.
Karadenizin de bir sorunlar yumağı haline getirilmeye çalışıldığını söyleyen Orgeneral Büyükanıt, bunların kamuoyunda yeterince tartışılmadığını belirtti. Orgeneral Büyükanıt, Böyle bir ortamda, Türkiyenin çok hassas olma zorunluluğu vardır dedi.
DOĞU AKDENİZ İÇİN ENDİŞELİYİZ Konuşmasında Doğu Akdenizdeki gelişmelere de değinen Orgeneral Büyükanıt, Doğu Akdenizde petrol yataklarının araştırılması ve işletilmesine, deniz yetki alanlarının genişletilmesine yönelik çabaları endişeyle izlediklerini dile getirdi. Orgeneral Büyükanıt, Bu çabalar hayata geçirildiği takdirde Türkiye güneyde, Doğu Akdenizde Antalya Körfezine hapsolma tehlikesiyle karşı karşıya kalır diye konuştu.
Her ulusun kendi çıkarları doğrultusunda hareket etmesini saygıyla karşılamak gerektiğini kaydeden Orgeneral Büyükanıt, Türkiyeyi ana kıtasına kapatma girişimleri karşısında Türkiyenin de çalışmaları olduğu bilinmelidir, ki vardır dedi.
Orgeneral Büyükanıt, Akdenizdeki ekonomik sahalar konusunda ulusal dönüşüm alt tabanının oluşturulması için gayret sarf edilmesi gerektiğini söyledi.
TERÖR ÖRGÜTÜNE DARBE VURDUĞU İÇİN TSKDAN NEFRET EDENLER VAR Terörle mücadeleye ilişkin görüşlerini de dile getiren Orgeneral Büyükanıt, terörle mücadele sürecini anlattı.
Terörle mücadelede gelinen son aşamayı, 28 Kasım 2007den bugüne kadar geçen 9 aylık sürecin oluşturduğunu dile getiren Orgeneral Büyükanıt, Türk Silahlı Kuvvetlerinin yurt içindeki operasyonlarının yanı sıra bir plan dahilinde sınır ötesi operasyon yetkisi aldığını ve yetki alınmasından 4 gün sonra operasyonların başladığını anımsattı.
Orgeneral Büyükanıt, Aralık ayında hava harekatının, Şubat ayında da kara Kuvvetleri ve Jandarma birliklerinin katıldığı büyük çaplı kara operasyonu ve hava harekatı icra edildiğini belirterek, bu operasyonların saptanan belirli amaçlar için yapıldığını kaydetti. Orgeneral Büyükanıt, sözlerini şöyle sürdürdü:
Bu amaçlar nelerdi? Birincisi, terörle silahlı mücadelenin belkemiği, terör örgütünün başarılı olma ümidini kırmaktır. Bunda başarılı olduğumuzu, çok büyük ölçüde başarılı olduğumuzu söyleyebilirim. İkincisi, Irakın kuzeyinin terör örgütü için güvenli bir bölge olmadığını hem teröristlere hem terörü destekleyen iç ve dış mihraklara öğrettik. Bu husus da gerçekleşmiştir. Operasyonlar öncesi terör örgütü Irakın kuzeyinde kendisini öylesine güvenlik içinde hissediyordu ki teröristler sebze bahçeleri, basit de olsa binalar, tören alanları tesis ediyorlardı. Burayı bilen bir insan olarak, bunları 10 yıl önce hayal bile edemezdim. Kandil Dağı, Zap, Avaşin, Hakurk ve diğer bölgeler onlara göre erişilmez kalelerdi. Zahodan taksiye binip teröristleri ziyaret edenler oldu. Teröristleri gitar çalan insan hakları savunucusu olarak göstermek, onlara sevimli insan maskeleri takmak isteyenler oldu. Kanlı katilleri masum insanlar olarak kamuoyuna göstermek isteyenler vardı. Bunları yaşadık. Askerliğe veda etmek üzere olan bir insan, bir subay olarak, büyük harflerle ifade ediyorum; artık bunlar yok. Olanlar da kaldırılacaktır. Şimdi var olanlardan söz etmek istiyorum; Irakın kuzeyinde ve içeride 2-3 teröristten fazlasının sürekli bir araya gelmediği terörist gruplar var. Mağaraları kendileri için güvenli yer olarak gören teröristler yerine küçük gruplar halinde, görünmemek için ağaç altlarında sabahlayanlar var. Muhabere vasıtaların korkularından kullanamayanlar var. Kendilerini emniyette hissetmedikleri için sözde lider kadrolarından kaçanlar var. Yurt içinden ve yurt dışından terör örgütüne yardım ve yataklık yapıp demokrasi ve özgürlük havarisi kesilenler var. Bize acı veren patlayıcıları yerleştirenlere yardım eden, başka işler yapan işbirlikçiler var. Terör örgütüne darbeler vurduğu için Türk Silahlı Kuvvetlerinden nefret edenler var. Onların o yaptıkları bizim de var olma sebeplerimizdir.
TERÖR ÖRGÜTÜ ÜZERİNDEKİ BASKI ARTARAK DEVAM ETMELİ Terör örgütünün, şiddeti ve vahşeti bir vasıta olarak kullanan etnik milliyetçi bölücü bir örgüt olduğunun altını çizen Orgeneral Büyükanıt, Türk Silahlı Kuvvetleri olarak bölgede yaşayan insanlarımızı asla ve asla potansiyel terörist olarak görmeyiz. Onlar bizim vatandaşlarımız ve kardeşlerimizdir. Biz teröristle vatandaşları birbirinden ayırırız. Vatandaşlarımıza saygı, sevgi ve şefkatten başka hiçbir duygu da beslemeyiz diye konuştu.
Terörizmin ekonomik, sosyal, politik bir çok boyutu olan bir olgu olduğunu ifade eden Orgeneral Büyükanıt, silahlı mücadele dışındaki alanların askerin yetkisinin dışında olduğunu belirtti. Orgeneral Büyükanıt, Terörle mücadele, terörle ilgili birimlerin topyekün mücadelesini zorunlu kılıyor. Tek yönlü mücadele kesin sonuç için yeterli değildir dedi.
Türk ulusunun uzun yıllardır yaratılmaya çalışılan Türk-Kürt çatışmasından bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da kaçınması gerektiğine işaret eden Orgeneral Büyükanıt, bunu yaratmak isteyen dinamiklerin Türkiyede mevcut olduğunu vurguladı.
Irakın kuzeyine gerçekleştirilen operasyonların terör örgütüne büyük darbe vurduğunu anlatan Orgeneral Büyükanıt, Üzülerek ifade ediyorum, bu operasyonların başarılı olmamasını isteyen çevreler de ortaya çıktı. Biz bunu biliyorduk. Kışın o şartlarında yaptığımız harekatta eğer 150-200 askerimiz orada donup kalsaydı, herhalde çok sevinecek olanlar vardı. Sayıları çok fazla miktarda olmamakla birlikte, vardı. Bu üzüntü verici bir durum. Türk Silahlı Kuvvetleri bu operasyonlarda her türlü riski göze almış ve başarılı olmuştur. Göze aldığımız riskler hesaplı risklerdir. Sonunu önceden öngörebildiğimiz risklerdir diye konuştu.Terör örgütünün büyük güvensizlik içinde olduğu bu dönemde terör örgütüne yönelik baskının devam etmesi gerektiğini belirten Orgeneral Büyükanıt, şöyle devam etti:
Bu baskının artarak devamı, terör örgütü üzerinde ölümcül bir etki yaratabilecektir. Terör örgütü böyle bir noktaya gelmiştir. Özellikle Irakın kuzeyinde icra edeceğimiz operasyonlarla bu bölgenin terör örgütü için güvenli olmayan bir bölge haline getirilmesi yurt içinde icra edeceğimiz operasyonlara da çok olumlu yönde yansımıştır, yansıyacaktır. Çünkü, yılanın başı Irakın kuzeyinde, kuyruğu da ülkemizin içindedir. Yılanın başını ezmeden kuyruğunu koparmamızın çok fazla bir faydası da yoktur. Terörle mücadelede başarıya ulaşabilmek için mücadelenin hukuki esaslar çerçevesinde yürütülmesi zorunludur ancak bu hukuki esasların zorlaştırılması, terörle mücadeleyi zafiyete uğratıyor. Hukuk sistemimizi çağdaş standartlara ulaştırmamız elbette ki gereklidir ancak bunun terörle mücadelenin bir sorunu olarak karşımızda olmaması lazım. Orgeneral Işık Koşanerin Jandarma Genel Komutanlığını devir-teslim töreninde bu konuda söylediklerine katılıyorum.
Bu konuda Erzincanda yaşanan bir olayı örnek gösteren Orgeneral Büyükanıt, bir kamyon kasasında terörist olduğu istihbaratı alan güvenlik güçlerinin gizli bölmeleri arayamaması sonucunda kamyondaki teröristlerin ateş açtığını ve olayda şehit verildiğini anlattı.
SADECE GÖZDEN KAYBOLUYORUM Nitelikli insanın öncelikli hedef olma özelliğini koruyacağını ifade eden Orgeneral Büyükanıt, Nitelikli insanı merkezine aldığı sürece tüm çalışmalar başarıya ulaşacaktır dedi. Yarım yüzyıla yakın askerlik yaşamında tüm çalışmaların merkezine hep insanı koyduğunu vurgulayan Orgeneral Büyükanıt, şöyle devam etti:
Silah, araç ve malzeme... Bunlar da gereklidir. Fakat insanın yerini alamaz. Bunların yerlerini birbiriyle karıştıranların, yani önce insan demek yerine araç-gereç diyenlerin başarısızlıklarına da hiç şaşırmadım. Sevk ve idare ettiğim insanları hiçbir zaman arka planda bir motif olarak görmedim. Onların her birinin bir değer olduğunu bilerek ona göre davranmaya çalıştım. Bu düşünceye bağlı kalarak yürüttüğüm görevlerde başarılı olup olmadığımı ben takdir edemem, Yüce Ulusumun takdirlerine bırakıyorum.
Askeri öğrenci olarak 1953 yılında, yurda ve ulusa adanmışlar yuvası olan şanlı kurumda başladığı, farklı rütbe ve kademelerde yürüttüğü hizmet süresinin sona erdiğini anımsatan Orgeneral Büyükanıt, Askerliği bir meslek olarak tanıyıp, yaşam şekli olarak benimsediğim günden bu yana büyük onurla taşıdığım bu üniformamı bugün son kez giyiyorum. Bir asker için en büyük ödülün, şerefle tamamlanmış görev olduğu bilinciyle yürütüğüm tüm çalışmaların nişan ve rütbelerini taşıyan bu üniformamı bu törenden sonra çıkarıyorum diye konuştu.
Takdir edersiniz ki yaşam biçimi olarak benimsenmiş bir meslekten duygusal olarak ayrılmak söz konusu olamaz diyen Orgeneral Büyükanıt, şunları kaydetti:
Hele de bizler gibi çocuk denilecek yaşta bu üniformayla tanışanlar için mümkün değil. Sadece şeklen ayrıldığım bu şanlı yuvaya hizmet düşüncesi ve göreve başladığım ilk günkü heyecanıyla yaşamımın bundan sonraki döneminde de yaşamla aramdaki en büyük güç bağı olacak. Yıllar önce General Douglas Mc Arthurun 1951 yılında Mecliste yaptığı bir veda konuşmasını okudum. Emekli oldu. Son sözleri şöyleydi; Orduda 52 yıldır sürdürdüğüm görevim sona eriyor. Orduya katıldığımda tüm çocukluk hayallerim ve ümitlerim gerçekleşmiş oldu. Uzun hizmet yıllarından sonra hatırımda kalan bir askeri marşın nakaratı şöyleydi; (Eski Askerler asla ölmezler, sadece gözden kaybolurlar). Şu an bu marştaki gibi ben de askeri kariyerinin sonuna gelmiş biri olarak sadece gözden kayboluyorum. Ancak kalbim hep Silahlı Kuvvetlerin sıcak duygusuyla yaşamaya devam edecek.
Orgeneral Büyükanıt, Genelkurmay Başkanlığı görevini devrettiği Orgeneral Başbuğun, Türk Silahlı Kuvvetlerinde çok önemli görevleri başarıyla ifa ederek bugünlere geldiğini söyledi.
Orgeneral Büyükanıt, Bugün teslim alacağı hizmet bayrağını görevi süresince çok daha ilerilere taşıyacağına olan inancımla kendisine yeni görevinde başarılar diliyorum. Genelkurmay Başkanlığı görevi, kendisine, değerli aile bireylerine, Türk Silahlı Kuvvetlerine ve Yüce Ulusumuza hayırlı olmasını diliyorum dedi.
Şehitleri rahmetle, gazi askerleri ise saygıyla andığını belirten Orgeneral Büyükanıt, ailesi, silah ve mesai arkadaşları, törene katılan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile diğer davetlilere teşekkür etti.
Konuşmasının ardından Orgeneral Büyükanıt, Genelkurmay Başkanlığı görevini Orgeneral İlker Başbuğa devretti.
Sol"un halklara özgürlük sloganı ile
pompaladığı pkk yetmezmiş gibi, aynı
aşırı sol şimdide halkımızı komplo
teorileri ile etnik milliyetciliğin
(faşizm-nazizm) bataklığına
sürüklüyor. Kominizm, Bölücülük,
irtica ,milliyetcilik ve ulusalcılık
gibi kelimelerin ardına sığınmış Türk
düşmanı kurtlara dikkat.