Hiçbir grubun bir diğerine güvenmediği Kerkükte ABD Kürt yönetimiyle aynı düşünmüyor, Bushla Kürtler arasındaki soğukluk sürüyor. Kritik soru şu: Petrole sahip olan Kürtler ya Irak’tan ayrılmayı düşünürlerse? NTV Haber Müdürü Mete Çubukçu yazdı.
KERKÜK - Hava sıcaklığının 50 dereceyi aştığı Kerkükün girişindeki alev toplarının yaydığı sıcaklık, kent üzerindeki hâkimiyet mücadelesinde ne tarihi geçmiş ne demografik yapı ne de hangi etnik gruba ait olduğu tartışmalarının üzerini ince, yağlı, ağır bir tabakayla örttüğünü hissedebilirsiniz.
Güvenlik sorunun giderek kritikleştiği kentte yaklaşırken sizi karşılayan rafinerilerden yükselen alevler ya da Türkmenlerin deyişiyle baba gur gurlar Kerkük üzerindeki nüfuz mücadelesinin en genel özeti gibidir.
Bu yılın başında yüzleri maskeli, hangi etnik gruba ait olduğunu bilmediğimiz güvenlik kuvvetleri kente giriş izin verdikten sonra bir önceki yıla göre durumun daha da hassaslaştığını; sokakların daha boş, trafiğin daha az olduğunu görmek Kerkükteki tedirginliği anlamak için yetmişti. Geçen haftalarda patlayan bombalar da havanın giderek daha da gerginleşeceğinin habercisi gibiydi. Kentte hiçbir grup bir diğerine güvenmiyor; Iraktaki güç mücadelesinin gruplar arası asgari müştereklerde buluşan bir anlaşma olmadığı takdirde daha da karmaşıklaşacak gibi görünüyor.
SÜKUNET İÇİN UZLAŞMA ŞART Irakta bu yılın Ekim ayında yapılması planlanan yerel seçimler Iraklı Kürtlerin muhalefeti nedeniyle tıkanmış durumda. Kürtler anayasanın 140. maddesi gereği Kerkükte referandum yapılmadan, yani Kerkükün hangi bölgeye bağlanacağının kararı verilmeden yerel seçime karşı çıkıyorlar. Irak meclisinde Şii ve Sünnilerin birlikte aldıkları seçim kararı bu yüzden Cumhurbaşkanı Talabani tarafından da reddedilmiş durumda. Yani tam bir tıkanma söz konusu.
İşgalin başından bu yana Amerikan yönetimi Kürtlere destek verse de Kerkük konusunda bir süredir aynı düşünmüyor. 2003den bu yana kentin içine ve özellikle varoşlarına yığılan Kürt nüfus, demografik yapıyı alt üst etti. Bu yüzden nüfusu 5 yıl içinde 800 binden 1 milyon 300 bine çıkan kentin referandum yapılması halinde Kürt bölgesinde bağlanmasına kesin gözüyle bakılabilir. Ancak, bu durum Amerikan yönetimi açısından ülkenin orta bölgelerinde nispeten sağlanan güvenliğin yeniden riske edilmesi anlamına geliyor. Amerikan yönetimi, Türkiyenin de desteklediği Kerkükün Kürt, Türkmen ve Arapları yüzde 32, Hıristiyanların da yüzde 4 temsil hakkı ile ortak idaresine sıcak bakıyor. Aslında Talabaninin ABD ve Türkiye ve hatta Türkmenlere de bu sözü verdiği sır değil. Ancak, Kürtler varolan yönetim şeklinin (İl Meclisinde yüzde 52 Kürt temsiliyeti) korunması, 140. Maddeden vazgeçilmemsi hatta fırsat bu fırsat diyerek ek bütçe istemeleri karşılığında Kerkükte seçim ertelemeyi kabul ediyor. Bu aslında sorunu ertelemek, çözümü ötelemek ve Kürtlerin elindeki kartların korunması anlamına geliyor.
Aslında Kerkükün Ekim ayındaki seçimlerden muaf tutulması ve seçimin 17 ilde gerçekleşmesi ara formülü en azından belli bir süre sükunet için en iyisi gibi görünüyor.
KÜRTLERİN HAK TALEBİ Bir süredir bu formüle sıcak bakan Kürt yönetiminin son anda hayır demesi ise yine belli bir pazarlık marjına ve kente yığdığı nüfusu tatmin etmeye yönelik. Çünkü Kürt yönetimi kente taşıdığı nüfusa belli oranlarda toprak ve yerleşim alanı vaat etmişti. Ancak 2007 sonunda gerçekleşmesi planlanan ancak ertelenen referandum tüm planları alt üst etti. ABDnin zorlamasıyla devreye giren BM, Temsilcisi De Mistaru aracılığı ile Kerkük konusunda 3 ayrı öneri içiren paketler hazırladı. Bu paketler hala tartışılıyor. Çünkü plan bazı önemli bölgelerin ve geçiş noktalarının Kürtlere verilmesini de içeriyor. Ancak Kürtler El Tamim bölgesindeki Kerkükün bir an önce kendi yönetimlerinde olmasa bile yönetim alanına, coğrafyasına katılmasını istiyor. Çünkü Kerkükün Kürt yönetimi coğrafyasına katılması ileride her türlü resmi belgeye yansıyacak. Dolayısıyla ileride Kürtlerin hak iddia etmesi kolaylaşacak.
TÜRKİYE, İRAN VE SUUDİ ARABİSTAN Ancak, Iraklı gruplar Kerkükün sadece Kürtlerin kontrolünde olmasına karşılar. Her ne kadar ülkedeki petrol yatakları, yeni petrol anlaşmaları merkezi hükümetin kontrolünde, petrol gelirleri nüfusa göre dağıtılacak olsa da Kerkükün Kürtlerin eline geçmesi durumunda ileride ne olacağından emin değiller. Kafalardaki soru şu: Petrole sahip olan Kürtler ya Iraktan ayrılmayı düşünürlerse? Bu kritik soru sadece Türkmenler, Şii ve Sünni Arapların değil aslında bölgedeki önemli aktörlerin de en temel sorusu; yani Türkiye, İran ve Suudi Arabistanın ve tabii ki Amerikanın.
Kerkük Iraklı gruplar arasındaki paylaşım mücadelesinin bir unsuru gibi görünürken çemberin dış halkasında adını saydığımız bu ülkeler var. Bu ülkeler Kerkük petrollerinin kontrolünü Iraklı grupların sorunu olarak değil bölgeyi kontrol olarak görüyorlar. Uzun süre Kürtlerle çok yakın olan ABDnin Kerkük konusunda o kadar tavizkar olmaması da buna bağlanabilir. Çünkü Irak sadece Kürtlerden ibaret değil. Amerikan yönetimi de Irakın geleceğini sadece Kürtler değil tüm grupların anlaşması ile istikrara kavuşabileceğini biliyor. Bu yüzden Bush yönetimi ile Irak Kürt yönetimi arasında Kerkük konusundaki soğukluk hala devam ediyor. Geçen yılın sonunda Dışişleri Bakanı Riceın Kerkükte Kürtlere haber vermeden toplantı yapması, yerel yönetim yasanını Irak Meclisinden geçmemesi üzerine Başkan Bushun Meclisteki grupların temsilcileri, Mesut Barzani ile doğrudan telefon görüşme yapması ve ikna etmeye çalışması -bu durum sıkıştırma şeklinde de okunabilir- sorunu çözme yönteminde Kürtlere benzer düşünmediklerini gösteriyor.
Türkiye ise uzun süredir Kerkük konusunun uzlaşmayla çözümlemesi yönünde politika izliyor, Dışişleri Bakanı Babacanın son demeçleri de bu politikayı destekliyor. Ankara Türkmenleri hayal kırıklığına uğratacak olsa da reel politikaya uygun davranıyor. Tıpkı Irak konusunda önemli bir görevde olan bir ismin açıkça Bizim için petrol konusu birincil meseledir dediği gibi.
Kerkük, Irakın bir prototipi; tek yanlı, tek etnik grup hâkimiyeti patlamaya hazır bu bombanın fitilini ateşleyebilir. Kürt yönetiminin hayalci ve idealist senaryolarının var olan koşullarda hayata geçirme girişimlerinin sonucunu herkesin iyi tartması gerekir.
çare demokrasi. türkiye çevre ülkelere
uzlaşı ve demokrasi önerirken kendisi
için neden demokratik çözümlere evet
demiyor. uzlaşmıyor .iki yüzlü
yöneticilerimiz ve iki yüzlü
politikaları yüzünden gariban
çocukları ölmeye devam ediyor.........
FAHRETTİN CEYLAN - İzmir
05 Ağustos 2008, Salı 18:25
Bana çok inandırıcı gelmiyor,neden
gelmiyor?Şimdi 2002-3 yılından bu
yana "BİG KURDİSTAN"(BÜYÜK KÜRDİSTAN)
haritalarını basıp bu bölgede
dağıtacaksınız,BOP haritalarında böyle
bir devleti adeta hedef olarak
aldığınızı ilan edeceksiniz,NATO
toplantılarında bu haritayı duvara
asacaksınız,Kürtlere her alanda
ayrıcalıklı davranacaksınız,adeta
onlara örtülü bir bağımsızlık hedefi
koyacaksınız sonra "Kerkük"ten dolayı
ya bağımsız
olurlarsa"diyeceksiniz,elbette
inandırıcı değil,buradaki maksat
İran,Iraklı Araplar,Suriye ve
Türkiye"yi kaygılandırmamaktır,bu
açıkça bellidir.