Türkiyede 20 yaşın üzerindeki her 3 kişiden birinde görülen metabolik sendrom, bir süre sonra şeker, kalp krizi, inme, kan yağlarında bozulma gibi hayati önem taşıyan hastalıklara sebep olabiliyor.
ANKARA - Ufuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyokimya Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Selda Demirtaş, bir kişide tanı konmuş şeker ya da gizli diyabet hastalığı, kan yağlarında bozulma, tansiyon yüksekliği ve obezite kriterlerinden 3ünün bulunmasının metabolik sendrom olarak tanımlandığını söyledi. Ayrıca metabolik sendrom tespit edilen kişilerde, bir süre sonra başta şeker, kalp krizi, inme gibi ölümle sonuçlanabilen hastalıkların görüleceği uyarısında da bulundu.
Doç. Dr. Selda Demirtaş, metabolik sendromun çok belirgin bir bulgu vermediği için gizli seyreden ama sonuçları ölüme kadar gidebilen ciddi bir hastalık olduğunu ifade etti. Demirtaş, dünyada bu hastalığa ilk önceleri sendrom X daha sonrasında ise ölümcül dörtlü ismi verildiğini de anlattı.
Gizli şeker ya da diyabet, kan yağlarında bozulma, tansiyon yüksekliği ve obezite kriterlerinin tek başına bile bir kişi için önemli sağlık sorunlarına neden olabildiğini ifade eden Demirtaş, bu kişilerde bir süre sonra başta şeker, kalp krizi, inme gibi hayati önem taşıyan hastalıkların ortaya çıkabileceğini kaydetti. Demirtaş, Bu kişilerin yaşam süresi kısalır ya da ani ölümler görülür dedi.
GENÇ NÜFUSTA DAHA SIK GÖRÜLMEYE BAŞLADI Türkiye Metabolik Sendrom Araştırma Grubu tarafından yapılan Metabolik Sendrom Sıklığı Araştırması (METSAR) sonuçlarına göre, Türkiyede kentsel yerleşimlerde metabolik sendrom görülme sıklığının yüzde 33.8 olduğunu belirten Demirtaş, hastalığın son 20 yıl içinde genç nüfusta görülme sıklığının arttığını söyledi.
Demirtaş, dünya genelinde de son yıllarda metabolik sendrom tehdidinin hızla arttığını belirterek, Türkiye genelinde ise 20 yaşın üzerindeki her 3 kişiden birinde metabolik sendrom görülmektedir diye konuştu.
Türkiyede genellikle kalp hastalıklarının erkeklerde 50, kadınlarda 55 yaşın üstündekilerde, şeker hastalıklarının ise 40lı yaşlarda görüldüğünü belirten Demirtaş, Metabolik sendromun görülme sıklığında ise yaş çok daha aşağılardadır. Bu da tehlikenin çok daha yakın olduğu anlamına gelmektedir uyarısında bulundu.
HAREKETSİZ YAŞAM, METABOLİK SENDROMU TETİKLİYOR Kişinin yaşam şekli ve beslenme alışkanlığı başta olmak üzere çeşitli faktörlerin metabolik sendromu tetiklediğini vurgulayan Demirtaş, şunları kaydetti: Giderek hareketsiz bir yaşam biçiminin tercih edilmesi, bilgisayar başında sürekli oturarak uzun süre vakit geçirilmesi, yürümek yerine en yakın mesafelere dahi araçla gidilmesi, spor yapılmaması, metabolik sendromu tetikleyerek risk faktörünü artırıyor. Beslenmeye özen gösterilmemesi, ev yemekleri yerine hazır gıdaların tercih edilmesi, öğün atlanması, stresli ortamlarda çalışılması da metabolik sendrom açısından risk doğuruyor.
Demirtaş, evde kişinin kendi yapabileceği kontrollerde, bel çevresinin kadınlarda 80, erkeklerde 95 santimetreden fazla olması, tansiyon değerlerinin 8.5-13.5tan farklı değerlerde çıkması ve diyabetin belirtileri olan sık tuvalete gitme ve çok su içme isteği halinde kişinin vakit kaybetmeden bir hekime başvurması gerektiğini vurguladı.
METABOLİK HARİTANIZI ÇIKARTTIRIN Kan yağları değerleri başta olmak üzere, metabolik sendromla ilgili tüm testlerin yaptırılması gerektiğini anlatan Demirtaş, Hastalığın belli başlı belirtileri olmadığı için bir çok kişi, metabolik sendrom riski altında olduğundan habersizdir. Bu nedenle, 40 yaşın üzerindeki herkes kendisinde bir sorun görsün ya da görmesin yılda 1 kez kapsamlı kan analizlerini yaptırmalı dedi.
Demirtaş, ailesinde, kalp, diyabet, metabolizma bozukluğu, obezite gibi hastalıkları olan kişilerin ise 18 yaşından itibaren kan testlerini yaptırarak metabolik haritasını çıkarttırması gerektiğini kaydetti.
Kan testleri yapılırken mutlaka 10-12 saat açlık olması gerektiğini belirten Demirtaş, metabolik sendrom tanısının konulabilmesi için yapılacak testlerin tam kan ile karıştırılmaması gerektiğini dile getirdi. Demirtaş, bu kan testi için 2 tüp kan alınması gerektiğini belirterek, mor tüple tam kan olarak bilinen testle savunma hücrelerinin sayısına, kansızlık durumuna bakılıyor ve kanda pıhtılaşmayı üreten hücrelerin sayısına göre belirlendiğini söyledi: Kırmızı tüpteki kanla da diyabetin tanısı, kalp hastalıklarının parametreleri, damar sertliğine ilişkin veriler, guatr tespiti, kalsiyum eksikliği, tümor markırları, sindirim sistemi ile ilgili markerlar, hormon değerleri başta olmak üzere kişinin aile hikayesi ve risk faktörleri göz önünde bulundurularak tüm taramalar yapılıyor.
Metabolik sendromun tespit edilmesi halinde, diyabet, tansiyon gibi sağlık sorunlarına ilişkin ilaç tedavisinin uygulandığını anlatan Demirtaş, yaşam tarzının ve beslenme alışkanlıklarının da mutlaka değiştirilmesi gerektiğini bildirdi. Demirtaş, Kişinin yaşı ve boyuna uygun bir kiloda olması için kişiye uygun diyet uygulanmalı, kişiye özel egzersiz yapılmalı ve bunlar yaşam şekline dönüştürülmeli dedi.