Frank Wiens, bir palmiye türü olan Eugeissonia tristisin yapraklarındaki maya mantarları sayesinde, alkol içeren nektar ürettiğini gördü. Ağaç, oranı yüzde 3,8e varabilen alkol üretebiliyordu ve bu da bira ya da elma şarabındaki alkol seviyesiyle neredeyse aynıydı.
Araştırmalarını derinleştiren Wiens, bu ağaçların yapraklarıyla beslenen hayvanlara yoğunlaştı. Video kamera kullanan Wiens ve ekibi, birçok böcek, bazı yarasa, sıçan, fare türleri, bir tür primat olan tembel loris ve iki tür sivrisıçanın ağaçlardan yararlandığını belirledi.
Ancak bunların arasında Ptilocercus lowii türü sivrisıçanın en çok alkol tüketen olduğu, hayvanın gece ortalama 138 dakikasını ağacın nektarını tıka basa içerek geçirdiği belirlendi.
Bu küçük hayvanın 3 günde, bir kadının 12 saatte içebildiği ortalama 9 biraya eşit alkolü içtiği görüldü.
Hayvanın kanındaki alkol oranını ölçmek için üfleme aletinden yararlanamayan bilim adamları, sivrisıçanın tüylerindeki, günler, hatta haftalar önce alkol alınıp alınmadığını gösteren alkol işaretlerinden etil-glukuronid oranını ölçtü. Küçük hayvanın vücudundaki oranın, aşırı alkol tüketen kişilerin kanındakinden yaklaşık 30 kat fazla olduğu saptandı.
Bilim adamları şimdi, 55 milyon yıldan uzun zamandır dünyada var olan uzun kuyruklu, küçük omurgalının bu düzeyde alkolü, hiçbir zarar görmeden nasıl kaldırabildiğini araştırıyor.
Araştırmaya ilişkin makale bu hafta Proceedings of the National Academy of Sciences dergisinde yayımlandı.