Ali Sami Yen’de 40 bin kişinin yaşadığı hipnoz, 27 Temmuz gecesinin en ‘acayip’ ve en görülmesi gereken manzarasıydı. Acı olan ise kentin diğer köşesinde yaşananlardı.
İSTANBUL - Her Metallica konseri böyle mi oluyor? diye soran arkadaşına, yanındaki kendinden geçercesine headbanging ile yanıt veriyor... Boynun omuz hizasından ileri geri sertçe sallanmasıyla vuku bulan ve belki de bu yüzden baş ağrısı yapan tek dans türü (!) olarak kabul edilen bu davranış biçimi, bir bakıma metal müzik kültürünün vazgeçilmez parçası. Biraz baş ağrısına yolaçan biraz da kafa bulduran bu eylemin sahibi de, müzikten aldığı hazzın doyumsuzluğunu muhtemelen en eğlenceli biçimde, ancak bu eylemle dışavurabiliyor. Gerçi kendini jiletleyenlere, gitar parçalayanlara, stage diving yapanlara, yani sahne üstünden kendini kalabalığın üzerine atanlara da rastlıyoruz ama headbanging, dev bir tapınma ritüeline benzeyen bir metal konserinde en sık göreceğiniz eylem..! Kendince müziğin tadını bu şekilde çıkarmak kadar mevcut durumu dışarıdan gözlemek de epey lezzetli, hele de eylemcilerin sayısı 40 bin kadar ise...
BUNLAR FAN DEĞİL MÜRİT Metallicanın konserlerinde ön grup olarak yeralan, New Orleanslı Down isimli grubun vokalisti Phil Anselmo, Tanrılar biraz sonra aranızda olacak, huşu içinde bekleyin! diye sesleniyor, Ali Sami Yende sayıları en az 40 bini bulan Metallica hayranına. Anselmo, Tanrı ifadesini kullanmakta kesinlikle haklı... Stadyum dev bir tapınağa dönüşmüş. Sırtına mutlaka siyah renkli bir tişört geçirmiş grubun hayranları, içi içini yiyen sabırsızlığa karşın tevekküle halel getirmeden Tanrılarını beklemeye başlıyorlar. Yok , yok bunlara hayran, fan, müziksever falan demek hakaretamiz bir tanımlama olur, bunlar olsa olsa Metallica müminleri..! İstanbulda Metallica rüzgarı Ön grup sahne arkasına geçip son hazırlıklar başlayınca huşu içerisinde bekleyen müminler arasından bazıları, vücutta orantısız şiddet kullanan adrenaline daha fazla dayanamayıp sabırsızlıklarını dışa vuruyorlar. Ama o ne dışavurumcu bir hal, o ne görkem, o ne hallenme! Bu tür müminler için tasavvufcular harici adını vermişler ya, işte o harici bedbahtlar kısa sürede 40 bin mümini, kendi tarikatları çizgisine taşıyıp galeyana getiriyorlar. Metallica sahne almadan önce stadyumda bu defa 40 bin mürit tek bir kol hareketiyle tribünlerde Meksika Dalgası dalganlandırıp, tek bir ağızdan söz söylüyor, malum ritüele 10 dakika kala Metallica Tanrılarına hoşgeldin diyor. İtiraf etmeliyim ki, bu, benim Türkiyede bugüne dek gördüğüm en uyumlu, en yekvücut mümin orkestrası. Keza orkestra, konserden önce kendince yaptığı bu muhteşem ses ayarını konser sırasında en zor kreşendolarda bile üst düzeyde teyid ediyor.
ALİ SAMİ YEN STAT OLALI BERİ... Ve saatler 21:32yi gösteriyor... Ali Sami Yen Stadyumu, 27 Temmuz 2008 gecesi, tam o saatte, Metallica konseriyle, UEFA Kupası da dahil, stadyum olalı beri böyle acayip bir tapınma merasimine muhtemelen ilk defa şahitlik ediyor. 40 bin mümin ya da mürit, tek ağızdan Metallica, we love youuuu! diye haykırırken, tek boyundan ileri geri sallanıp, muhtemeldir ki tek elden metalci işaretiyle yekvücut oluyor. Bu anormal ama inanılmaz şekilde gayet harmoni ihtiva eden, desibelle ölçülemeyecek gürültünün eşliğinde sahne, beyaz bir toz haresiyle bulutlanıyor. O anda fonda belli belirsiz bir melodi duyuluyor. Bu, spagetti western tarzı filmlere yaptığı müziklerle kovboy ehlinin hayatına dair resimlere sıradışı bir renk bulaştırmış olan İtalyan besteci Ennio Morriconenin bir klasiği; The Ecstasy of Gold. Sergio Leonenin unutulmaz filmi The Good, The Bad and The Ugly, Türkçe mealiyle İyi, Kötü, Çirkindeki mezarlık sahnesinde, çirkinin deliler gibi sağa sola koşturması üzerine binen bu şahane partisyon, Metallicanın sahneye gelirken müminlerine gönderdiği işaret fişeği oluyor.
Metallica uzun bir süredir konserlerine çıkarken bu melodiyi fona alıyor ve böylece tapınağına girmişleri, ayrıca hafiften havaya girmeleri için tetikliyor. Bu tetikçi melodinin fondaki desibel şiddeti artarken yanımdaki genç, arkadaşına ağlayarak, evet, ağlayarak, Bunu İstanbulda duymak için 10 yıldır bekledim diyor. Belirtmeliyim ki, Metallicanın coverladığı bu eser, grubun versiyonuyla enstrümental müzik dalında Grammy adayı olmuş ve hatta senfoni orkestraları eşliğinde Metallica tarafından konserlerde icra edilmiştir. Biz dönelim yeniden Ali Sami Yene...
İşte Morricone klasiği ve tüm aydınlatmanın karanlığa teslim olduğu o an... Sahneden mor bir ışık yayılıyor stadyuma. Hezeyan ve mutluluk buhranı, sonunda Metallica müminlerini gerçeklikten kopma noktasına getiriyor ve gözyaşlarına garkolmuşların yüksek perdeden ağlak sesleri arasında James Hetfield tam bir Tanrı edasıyla arzın merkezinden sahneye ışınlanıyor. Artık Metallica sahnede... Gözyaşları sel olmuş, stadyum toplu hipnozun ağır etkisiyle dev bir Maya tapınağına dönüşmüş.
DETAYLAR ŞÖYLE DURSUN, GELİN BÜTÜNE BAKALIM Bence bundan sonrasını anlatmanın enterasan bir yanı yok, çünkü tüm konser boyunca 40 bin Metallica sevdalısının konserden önceki gibi tek ağız, tek kol, tek vücut halinde etkiye tepki vermeleri dışında, sıradışı bir olağanlığa rastlamıyoruz. Ha, belki, sahne yanındaki iki dev alev kubbesinden fışkıran alevlerin 100 metre ilerideki bünyemizi ekmek fırını sıcaklığıyla kavurması, Hetfieldin Ben İstanbula ve sizlere ölüyorum mealindeki mutluluk sayıklamaları, muhteşem bir sahne ve ışık gösterisi için 21 tır dolusu ekipman ve konserde görevli 600 kişinin kablolardan, prefabrik bloklardan aynı anda sallanması, size enterasan gelebilir... Ama Detayları boşverin, gelin bütüne bakalım diyecek olursak, Ali Sami Yende 40 bin kişinin yaşadığı hipnoz, sanırım o Temmuz gecesinin en acayip ve en görülmesi gereken manzarasıydı. En acı olanı, kentin diğer köşesinde yaşanırken...
Düşünsenize, memleketin her yanı ayrı bir acılı hikayenin palazlandığı, çok planlı ya da aptalca tesadüfi kavgaların hayat bulduğu mümbit bir kötülük tarlasına dönüşmüş. O kadar çok şey var ki halimize vahlanacak... Bu hallerin dışına çıkıp 40 bin kişilik vokalin eşliğinde, keyfe keder ruh haliyle müziği çoğaltmak, iyi olanlarla beslenmek herşeye rağmen güzeldi. İyi ki müziğin Tanrıları var.
ben tam 9 senedir bu adamları bekledim,
lise dönemimin her günü metallica ile
geçti,geliceklerini duyduğumda bütün
arkadaşlarımı arayıp haber
verdim,milleti gaza
getirdim,biletlerimizi aldık ve geri
sayıma başladık,mayıs 10dan
bahsediorum...2ay da öle eklendi ve 27
temmuz...ben nerdeyim???iş yerinde!şaka
gibi evet iş yerinde,elimde telefon,gaza
getirdiim arkadaşlar saha içinde ve bana
naklen yayın yapıolar...ben haala
inanamıorum,nasıl istifa etmedim,neden
haala burdayım ve çalışıorum bilmiorum
ama şuna seviniorum:sahneden
ayrılırlarken tekrar geliceklerini
söylemişler,bu defa orda olucam...
özgehan - İstanbul
30 Temmuz 2008, Çarşamba 01:07
konserlerini tv de izledigimde aglayan
inanları gorunce acaba bende
aglarmıyım diyr soruyordum.inanılmaz
bir duyguydu ışıklar söndü metallica
sahnede ve gözyaşlarıma hakim
olamadım.ne söylenebilir ki insanın
içinde kalmış haykırışları dışarı
attık hep beraber 40000 kişi harikasın
metallica hala onları izledigime ve ve
canlı olarak dinledigim inanamıyorum
idil sarban - İstanbul
30 Temmuz 2008, Çarşamba 01:06
Kesilikle çok doğru bir anlatım tekrar
orda hissettim kendimi, ama gitmemiş
olsaydım orda oldurak kadar, gerçek.
Teşekkürler.. Konser çok çok etkileyiciydi.