Suna Pekuysal ölmeden önce verdiği röportajlarda, yapmak istediği her şeyi yaptığını, dört dörtlük olmasa da yaşadığını ve sırtındaki kambur hamilelikten kalsa da çocuk sahibi olmakla çok iyi bir şey yaptığını söylemişti.
Pekuysal'ın Olcay Ünal Sert'le yaptığı röportajdan: "Kamburluk zaten vardı ama doğumda benim oğlan bütün kireci almış, ben kireçsiz kalmışım. Ama doğurduğuma pişman değilim, olunur mu hiç!"
İSTANBUL - Suna Pekuysal ölmeden önce verdiği röportajlarda geçmişi, mesleği ve özel yaşamı ile ilgili soruları cevaplamıştı. İşte Pekuysalın röportajlarda söyledikleri...
İYİ Kİ ÇOCUĞUM OLMUŞ, O OLMASAYDI BEN BU YAŞA GELEMEZDİM Sağlık durumunuz nasıl? Sağlık durumumu hiç sormayın, bu (kamburluk) bende zaten vardı. Kireçlenme doğumdan sonra fazlalaştı tabii. Kireci bütün çocuk almış ben kireçsiz kalmışım. Doğum yaptığınız için böyle oldu, hiç pişman değil misiniz? Hayır hiç değilim, niye pişman olayım ki, evlattan pişman olunulur mu? Çocuğuma değer. İyi ki çocuğum olmuş, o olmasaydı ben bu yaşa kadar gelemezdim ki. O tuttu beni gayem oydu. Kendimle ilgilenemedim onunla ilgilenmekten, neden? Çünkü kendimi dinleseydim zaten hastaydım. BU MESLEĞİN EN İYİ TARAFLARINDAN BİRİSİ HAYAT HEP AKIYOR Kaç yıl oldu evlilik? Rahmetli oldu eşim! Evliliğim 36 yıl sürdü. 36 yıl sonra kaybettim ben Erguncuğumu. Erugunum öleli 6 sene oldu. Ondan sonra ben devamlı çalışmak zorundaydım. Ben Ergunumun öldüğü günün haftası çıkıp Lüküs Hayatı oynadım. Bizim mesleğimiz bu. Ben bizim mesleğimize onun için çok teşekkür ediyorum, iyi ki çalışıyorum, 40 gün evde otursam demek ki 40 gün taziyeye gelecek insanlar. Yine hep hatırlatma olacak. Bu mesleğin en iyi taraflarından bir tanesi de hayat hep akıyor. ÖZEL HAYATIM HİÇ GÖZ ÖNÜNDE OLMADI Göz önünde yaşamadınız mı hiç özel hayatınızı? Hayır, hiç gözönünde değildik. Neden? Çünkü seyirciye duyduğumuz saygı yüzünden. Bizi yanlış bir şekilde görmesinler, yanlış bir şekilde örnek olmayalım diye. Hakikaten hala vardır, hani geçerken derler ya; Sanatçı duruşu, sanatçı geçişi, sanatçı bakışı... Çünkü beni kendine mâl ettiği için; niye böyle oturuyorsun, böyle otur diyor. TVye çıktığın vakit kaykılarak nasıl oturursun gibi... Seyirci bunu hemen alıyor, sen sanatçı olduğun için senin dört dörtlük olmanı istiyor. Gerçek bu böyle. Ama bazıları da diyor ki; Hayatım böyle, ben böyle yaşarım. O ayrı bir şey o onun fikri. Ama biz öyle yapmadık. DÖRT DÖRTLÜK OLMASA DA YAŞIYORUZ İŞTE 60 yılını sanata adayan bir Suna Pekuysal hak ettiği gibi yaşayabildi mi? Yook! Şimdi ülke koşullarına göre biliyorsunuz memleketimiz birçok zorluklar atlattı. Savaşa giriyorsun, şartlar değişiyor, benim bir Yeter Annem vardı, yeterli reklam alınamadığı için dizi yayından kalktı. Hâlâ çalışıyorum, hâlâ kendi işimi yapıp ekmeğimi yiyebiliyorum diye dua ediyorum. Dört dörtlük olmasa da yine de yaşıyoruz işte. KUNTA KİNTENİN BİLE VİLLASI VARDI Yurt dışında oyuncu olsaydınız farklı mı olurdu? Farklı olurdu tabii. Mesela TVlerde Kunta Kinte diye bir dizi oynadı. O dizide başrol oynayan oyuncu, villasından arabasına kadar her şeyini almış, bir de para bile biriktirmiş bir diziyle. Bizse kaç dizi çektik. Biz bırakın villayı yüzme havuzunu bir tane evimizi zor aldık! (gülüyor) TELEVİZYON VE SİNEMANIN PAYI BÜYÜK Suna Pekuysalı yalnızca eski kuşaklar değil yeni kuşaklar da tanıyor... Sağolsunlar, bunda TVnin ve sinemanın payı çok büyük. En çok beğendiğiniz filmleriniz hangisi? Çok beğendiğim filmlerim var benim. En çok Belgin Dorukla birlikte oynadığımız Küçük Hanımefendiyi çok seviyorum. Küçük Hanımın Şoförü, Küçük Hanım Avrupada diye seri halinde devamları gelmişti, ilk göz ağrısı onlar. Filiz Akının ilk filmi Akasyalar Açarken, Fatma Girikin ilk filmi Sevdalı Gelin benledir. Hepsi benden küçük, ben onların ablasıyım. Türkanın (Şoray) ilk filmi benledir, Göksel Arsoyla başrolü paylaştığı Aşk Güzeldir... YAPMAK İSTEDİĞİM HER ŞEYİ YAPTIM Yapmak istediğiniz gönlünüzden geçen bir proje kaldı mı? O kadar çok şey yapmışım ki dolu dolu, hiç bir şey kalmamış yapacak. Tiyatroda da, sinemada da kendime ait oyunlarımı oynadım. Küçük Hanım Avrupada da oynadım. NURGÜL YEŞİLÇAYIN HAYRANIYIM Yeni jenerasyondan kimleri beğeniyorsunuz? Nurgül Yeşilçayın hayranıyım ben. O bir tane. Çalışkan, azimli tam benim kafamda birisi. Olcay Ünal Sertin röportajından 18.09.2007 OKUDUĞUM KİTABI BİR DAHA OKUMAM Abla 60 yıldır sahnedesin muhteşem bir rekor bu. Daha dur bakalım. Lüküs Hayatı da 14 sene oynayıp başka bir rekor kırdın. Orada esas rekor Zihninin ( Göktay) 20 yıl oynadı. Yeniden oynar mısın Lüküs Hayatta? Okuduğum kitabı bir daha okumam. Yeni oyunlara çıkarım. ERGUN İRİ KIYIM ADAM SEVGİ DOLU, MUHTEŞEM BİRİYDİ Bir rolüm vardı, diyalekt yapmam gerekiyordu. Rol arkadaşım olan Erguna: Seninle aynı yöre insanını oynuyoruz. O bölgedeki ağzı ortak tutturmazsak komik oluruz. beni çalıştırır mısın? dedim. Sonra? Sonra oyun sahnelenmeye başladı. Bir gün tam oyunun ortasında repliğini yarıda kesti, şöyle bir etrafa baktı ve bağırdı. Eyy ahali, ey buradakiler. Hepiniz şahit olun ki ben bu kızı tez vakitte Allahın emriyle alacağım. Herkes dondu kaldı. Hele ben şoke oldum. Kim olmaz ki? Sonra da nasip oldu işte. O koskoca, iri kıyım adam o kadar hassas, sevgi dolu, muhteşem biriydi. Hala aklım, ruhum, sevgim onunla. ATTIĞIM HER KAHKAYA 1 LİRA ALSAYDIM ŞİMDİ TRİLYONERDİM Attığım her kahkaya 1 lira alsaydım şimdi trilyonerdim demişsiniz. Doğru demişim... Bir gün turnedeydik Karadenizde. Oyunun arasında duyuyoruz biri mütemadiyen düdük çalıp duruyordu. Sonradan öğrendik ki ilçenin kaymakamıymış. Dedi ki: Bizim buraya ilk defa tiyatro geldi. Halk nerede alkışlanıp nerede gülüp, susacağını bilmez. Ben onları daha önceden çalıştırdım. Tek düdük çaldı gül. 2 düdük çalınca alkışla. 3 düdük çalarsam sus, sessizce izle. HER ROLÜ KABUL ETMEYİN, KENDİNİZİ BİRAZ SAKLAYIN Yenilere ne diyorsun abla? Ne yapmalılar? Her rolü kabul etmeyin. Kendinizi biraz saklayın, dinlendirin. Gazetelere, televizyonlara konu olmayın. Ne olur ki? Bak dinle hikayeyi. 40-45 yıl önce Şapkalı Ertekinin Nişantaşındaki barına gittik kız kıza. Herkes bilir ben içki içmem. Ama şamata olsun diye sarhoş taklidi yaptım. Kızlar da bir Pazar küfecisi çağırıp içine oturttular beni. Biri fotoğraflamış, gazeteye göndermiş. Suna küfelik oldu diye başlık attılar. Hocalar görüp beni kovacaklar diye ödüm koptuydu. Bunları anlatınca ne diyor gençler? Dinlemiyor ki çoğu. O zaman bana niye duayen diyorsun? Bir şey söylüyorsam bir sebebi bir kerameti vardır dinleyeceksin değil mi?
Savaş Ayın röportajından 26.6.2008 RAHMETLİ AYHAN IŞIK SEÇECEĞİM JÖN OLURDU Peki, tüm zamanların en iyi yönetmenini, en iyi jönünü seçme şansınız olsa ve onlarla bir film çekseniz, kimleri seçerdiniz? Tereddütsüz Ömer Vargı yönetmen olurdu. İşini bu kadar iyi yapan birini daha tanımıyorum. Bir de Şerif Görenin asistanlığını gururla yaptım diyebilen biri. Bu çok önemli. Tüm çekim saat gibi işledi. En önemlisi ortaya iyi bir eser çıktı. Rahmetli Ayhan Işık da seçeceğim jön olurdu. Ediz Hun da olabilir. BEN ERKEK GİBİYDİM, MAHALLENİN KALECİSİYDİM O bildik muzur bakışlarınızla kaç erkeğin canını yaktınız? Bir kişinin. O da rahmetli eşim Ergün Köknarın. Yoktu bizim öyle ikide bir onla bunla flörtleşmemiz. Zaten ben erkek gibiydim gençken. Mahallenin kalecisiydim. Bilye oynardım. Bütün arkadaşlarım da erkekti. Hangi erkek böyle bir flört ister ki! Dolaşsana biraz hanım hanımcık, erkekler ilgilensin biraz. Yoktu böyle şeyler bende. Sonra sanat hayatına atılınca özel hayatınız biter... ÇOCUKLUĞUMU YAŞAMAK İSTERDİM Geçmişle ilgili neyi değiştirmek isterdiniz? Mahzarcım (Mansur demek istiyor), ben çocukluğumu yaşayamadım. Çocukluğumu yaşamak isterdim. Rahmetli anacım da oyuncuydu. Hep provalara giderdim, tiyatro mikrobunu ondan aldım. Okulu yarıda bırakıp başladım çalışmaya. 13 yaşındaydım. Çalışmaya başladığın gün çocukluğunun bittiği gündür. O yıllarda izleyiciler gişeye geldiklerinde annemin oynayıp oynamadığını sorup, ona göre bilet alırlardı. Şimdi beni soruyorlar. Çocukluk anım var. Kitap yazmalı aslında.
SUNA PEKUYSAL RAHMETLİ ONUN GİBİLER
BİR DAHA KOLAY KOLAY BU DÜNYAYA GELMEZ
GELMİYECEKTİ ALLAH RAHMET EYLESİN
KABRİ CENNET OLSUN
Deniz Akova - Çanakkale
24 Temmuz 2008, Perşembe 15:29
Ben hayatimda oglunun konusmasi kadar
muhtesem bir konusma gormedim. Ne
sansli biri boylesi sevildi...Benim
cocuklugumun muzur hanimefendisi o.
Seni seviyorum Suna Teyzem!
elif kıran - Tekirdağ
23 Temmuz 2008, Çarşamba 13:05
allah gani gani rahmet eylesin suna
ablamıza nur içinde yatsın bir çınar
daha devrildi yerin asla dolmayacak .tüm
türkiyemin başı sağolsun