Sarıkamış Harekatı ve Kafkas Cephesinde Ruslara esir düşerek Sibiryadaki çeşitli esir kamplarına götürülen Türk askerlerinin, esir kamplarındaki esaret yılları Cehennem Adası Nargin adlı belgesele konu oldu.
ANKARA - Belgesele göre, Narginden 40 bin Türk esir geçti ve bu esirlerin çoğu açlık ve susuzluktan yaşamını yitirdi. Belgesel, 14 ay süren çalışma için Balıkesir, Manisa, İstanbul, Ankara, Erzurum, Trabzon ve Adanada çekim yapıldı, toplam 39 bin 657 sayfa türkçe, 2 bin 67 sayfa İngilizce ve Rusça kaynak tarandı.
Belgeselin yönetmeni Haluk Ölçekçi, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından desteklenen belgesel, Sarıkamış Harekatında esir düşerek Sibiryadaki esir kamplarına götürülen ve 5 yıl boyunca çeşitli kamplarda esir kalan Tuğgeneral Ziya Yergökün 1850 sayfalık üç ciltten oluşan el yazması anılarından yola çıkılarak hazırlandı.
Belgeselde, Nargin ile diğer esir kamplarında kalan ve Anadoluya tekrar dönmeyi başaran 11 askerin anılarına, birinci derecedeki yakınlarıyla yapılan röportajlara ve döneme ait Türkiye, İngiltere ve Rusya devlet arşivlerindeki belge, fotoğraflar ve görüntülere yer verildi.
Sarıkamış Dayanışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Birgün Sönmez, eski milletvekili Turhan Çömez, Prof. Dr. Cemalettin Taşkıran, Yrd. Doç. Dr. Cemil Kutlu, Yrd. Doç. Dr. Celal Metin, Dr. Umur Işık ile esaret yaşayan Tuğgeneral Ziya Yergökün oğlu Nurullah Yergök, İrfanoğlu İsmail Efendinin oğlu Ahmet Rıza İrfanoğlu ile Ahmet Gözenin oğlu Gazeteci-yazar Ergun Gözenin de aralarında bulunduğu çok sayıda akademisyen ve düşünürün de katıldığı çalışmada ayrıca Prof. Dr. Birgün Sönmezin özel arşivinden de görüntüler yer alıyor.
Yönetmenliğini Haluk Ölçekçinin, proje koordinatörlüğünü Konur Alp Kozun, görsel yönetmenliğini Cihan Kahramanın üstlendiği ve Türk esirlerinin yaşamlarının konu edildiği belgesel için Rusya Devleti Askeri Tarih Arşivi (RDATA) ve İngiliz Devlet Arşivine de girildi. Ayrıca, arşivlerdeki binlerce belge ve döneme ait Türk ve Rus askerlerinin anıları da incelendi.
Uluslararası Kızılhaç Komitesi tarafından 1914-1919 yılları arasında çekilen ve ilk kez Türk araştırmacılar tarafından kullanılan görüntülerin de bulunduğu belgesel için Türk esirlerinin mektup ve hatıraları da incelemeye alındı.
BELGESEL, YURTDIŞINDAKİ FESTİVALLERE KATILACAK Belgeselin ilk bölümünde, Doğu Cephesinde Ruslara ve Ermeni çetelerine esir düşen ve yaya olarak Tiflise, oradan da yük vagonlarıyla Sibiryada bulunan esir kamplarına götürülen Türklerin bu yolculuklar sırasında yaşadıkları resmi belgeler ve hatıratlara dayanılarak aktarıldı. İkinci bölümde ise Nargin Esir Kampı ile Sibiryadaki diğer esir kamplarındakilerin yaşamları, Osmanlı Üsera Temsilcisi Yusuf Akçuranın raporu ışığında tarihi belgeler ve döneme ait tarihi görüntülerle desteklenerek hazırlandı.
Son bölümde de kamplardan kaçarak Türkiyeye dönmeyi başaran esirlerin hatıraları ve birinci derecede yakınlarının ifadelerine yer verildi. Belgesel için Türkiye ve Azerbaycandan 78 kişiyle görüşüldü, bunlardan 16sıyla çekim yapıldı. Belgeselde, Nargin Adasındaki esir kampında tutsak Türk esirlerinin görüntülerine yer verildi.
Belgeselde, Rusya Devleti Askeri Tarih Arşivinde ulaşılan bazı raporlarda Sarıkamış Harekatı sırasında Osmanlı idaresindeki Ermenilerin bölge hakkında Ruslar için istihbarat topladığı, bazı Ermeni köylerinin ise harekat sırasında Türk birliklerine lojistik sağlanmaması için Ermeniler tarafından yakıldığı gibi konulara tarihi belgeler ışığında yer veriliyor. Belgeselin çekiminde 7 kişilik ekip görev alırken, ikinci bölüm çalışmaları için İngiltere, Azerbaycan, Mısır ile yurt dışındaki Türk şehitliklerinin bulunduğu merkezlerde de çekimler yapılacak. Belgesel, yurt dışı festivallere de katılacak.
SOĞUK VE AÇLIĞA YENİLDİLER Sarıkamış Harekatına ilişkin anılarını aktaran Tuğgeneral Ziya Yergök, Rus esaretindeki yıllarını ilerlemiş yaşına rağmen belgesele bütün detaylarıyla aktardı. Babasının düşman karşısında son gücüne kadar çarpıştığını anlatan Yergök, ayağında çarıkla eksi 25 derecede kara bata çıka yürüyen askerlerin öylece donup kaldığını da ifade etti. Çocukluğunda, babasının bunları anlatırken gözyaşlarını tutamadığını aktaran Yergök, savaşın sonlarına doğru kafasına isabet eden bir şarapnel parçasıyla yaralanan babasının kaldırıldığı sahra hastanesinde Ruslara esir düştüğünü belirtti.
Babasının, kendisi için esaretin ölümden beter olduğunu sık sık ifade ettiğini söyleyen Yergök, Buna rağmen yaşamak için direnmiştir. Onun bu mücadelesi ölüm kalım savaşından çok vatana kavuşma maksadıyla verilen onurlu bir mücadeledir diyor. Rus ordularının içindeki Ermenilerin esir kamplarında yönetici olarak görev aldıklarını babasından duyduğunu da anlatan Yergök, babasının anlatımıyla yaşananları şöyle aktardı:
Savaş yetmiyormuş gibi birçok Mehmetçiği de bu yolculuklarda kaybettik. Babam bunları anlatırken çok duygulanırdı. Esarete daha fazla dayanamamış ve özellikle Azerbaycanda kurulu bulunan Türk derneklerinden de yardım alarak esir kampından kaçmıştır. Kaçışı sırasında yakalanmış, Ruslar tarafından aylarca hapiste tutulmuş ve bitler nedeniyle yakalandıkları tifo gibi bulaşıcı hastalıklarla, ölümle pençeleşmiştir. Bunlar yakın tarih çalışmalarında çok anlatılmadı, konuşulmadı.
ERMENİ KOMUTANLARIN ESİR TÜRKLERE ÇEKTİĞİ ACILAR Prof. Dr. Taşkıran ise Çarlığın harekat öncesi toprak vaadiyle örgütün önde gelenlerine Rus birliklerinde üst düzeyde görevler verdiğini, bazı örgüt üyelerinin ise gizlice Osmanlı topraklarına sızarak erzak teminini engellemek için Ermeni ve Türk köylerini ateşe verdiğini ifade etti.
Rus birliklerindeki Ermeni komutanların esir Türklere tarihin en büyük acılarını yaşattığını belirten Taşkıran, belgeselde bunu şu sözlerle anlatıyor:
Ermenilerin, Türk esirlerine çok kötü davrandıklarını, esirlerimizin hemen hemen hepsi söylemektedir. Bolşevik İhtilalini destekleyen, buna katılan Ermeniler de var. Bu Ermeniler yönetici konumuna geldiler, kamplarda oldular.
Bunların esirlerimize kötü davrandığını söylüyorlar. Dönen esirlerin anılarında bunlar var. Antepte defterdarlıkta görev yapan bir memur esir edilmiş, Mısırdaki kampta yaşadıklarını anlatıyor. Kampta Ermeni doktorlar vardı. Biz revire müracaat ettiğimiz zaman bizi hemen hastaneye gönderirlerdi. Hastanede bulunan Ermeni doktorların eline düşerdik. Ermeni doktorlar nişan almada kullanıldığı için özellikle sağ gözümüzden başlayarak hiçbir şeyi olmadığı halde gözümüzü oyarlardıdiyor.
HERGÜN 35-40 TÜRK ÖLÜYORDU Belgeselin Rus devlet arşivlerindeki çalışmalarını yürüten Dr. Tamara Ölçekçi de, Ermeni doktorların bulunduğu esir kamplarında her gün 35-40 Türk esirinin öldüğü Rus arşivlerine bile yansımıştır. Bunlar ölmemiş, resmen gerekli sağlık şartları yerine getirilmediği için öldürülmüştür dedi.
Rus elçiliği tarafından 23 Şubat 1915 tarihinde Rus Dışişleri Bakanlığına gönderilen belgenin Ermeni çetelerinin sivil katliamlar yaptığını kanıtladığını belirten Ölçekçi, Ermeni çetelerinin bazı doğu illerinde sivil katliamlara başlamalarının Rus generalleri de rahatsız ettiğini, harekattan 38 gün sonra bir Rus komutanının çektiği telgrafın çetelerin doğu illerindeki faaliyetlerini ve belgeselde anlatılan katliamı özetlediğini kaydetti.
Benim dedemde askerlik dahil 12 sene
sibiryada esir kalmıştır.rahmetli
babanneme anlattıklarını oda bizlere
anlatırdı.burada yazılanlarla örtüşen
çok taraflar var.dedemde 12 sene sonra
esir değişimi ile çok maceralı gemi
yolculuğu ile 3 ayda sirkeciye
kurtuluş savaşı yıllarında dönmüştür.
ismi.aliosman topcu.çorumun kargı
ilçesi sinanözü köyü nufusuna
kayıtlıdır.