PABLITA PICASSO OLSAYDI
Antmen, Eğer Pablo Picasso kız olarak doğsaydı mesela bir Pablita Picasso olsaydı yine Pablo Picasso olabilir miydi? sorusunu soruyor ve Mesela babası yine yetiştirir miydi onu? Annesi yine Sen çok büyük bir ressam olacaksın diyerek ona telkinlerde bulunur muydu acaba? diye ekliyor.
Tarih boyunca kadın sanatçıların erkeklere nazaran daha az görünür olmasının ilk nedeninin kadınlara sağlanan olanaklar, daha doğrusu olanaksızlıklar olduğu vurgulanıyor.
ZATEN KOŞULLAR YARATILMADI
 |
| Ahu Antmen |
Antmen, Toplumsal tarihin gelişim sürecine baktığımızda erkeklerin ve kadınların rolü bellidir. Zaten kadınlara 19. yüzyılın sonuna kadar erkeklerle eşit düzeyde bir eğitim olanağı sağlanmamıştır. Eğitim olanağı sağlanabilmiş olsaydı, durum farklı olabilirdi. Kadının bütün bu tarihsel süreçte varolabilmesinin zaten koşulları yaratılmamıştır dedi.
Asal, Mutlu azınlık dediğimiz grup dışında kadınlar daha çok onlara verilen görevleri yapıyorlar. İşte çocuk doğurmak, evinin kadını olmak, ondan dışarıda kalan zamanda belki birşeyler yapabiliyor diye konuştu.
Eviner ise, Kadınların doğası zaten yaratıcıdır. Çocuk doğurarak bir ikilem çıktı karşılarına:
 |
| İnci Eviner |
Çocuk mu kitap mı, çocuk mu sanat mı, çocuk mu resim mi diye. Aslında bu tamamen yapay birşey... Sanat risk taşıyan ve son derece zor bir süreç ve kadınlar da onay bekliyorlardı, ahlaki destek ve dayanışma bekliyorlardı. Tarihsel olarak bu dayanışmayı bulamadılar, bu onayı bulamadılar ve yalnızdılar.
SANAT TARİHİ ERKEKLER TARAFINDAN YAZILDI
Asal ve Evinere göre, kadınlar büyük yapıtlar üretseler bile devantajlı konumdalar çünkü sanat tarihi erkekler tarafından taraflı bir şekilde yazılmış.
MOĞOL BİR CAZ PİYANİSTİ DE YOK
Asal, sorunu sadece kadın sınırlamamak gerektiğini vurguladı ve şunları söyledi:
 |
| Selda Asal |
Zambialı bir ressam önemli değil. Moğol bir caz piyanisti de yok. Aynı zamanda siyah bir ressam da yok. Aslında kadın da yok ama onlar da yok. Sadece Batı egemen bir sanat tarihi anlayışı hakim.
Eviner de, En çok gelenekten ve sosyal yapıdan etkilenen kadın gövdesidir, çünkü son derece kırılgandır ve arkasına aldığı kocaman tarihsel, geleneksel bir sanat bir birikim ve kültürel bir destek yoktur. Dolayısıyla kadınlar yokluklarından bir varlık oluşturmak durumunda kaldılar dedi.
Antmene göre, 1960larda ortaya çıkan feminist akımla birlikte kadınların sanattaki görünürlüğünde bir değişim oldu. Antmen, sanat tarihi kitaplarının yeni versiyonlarında artık kadınlara daha çok yer verildiğini, ayrımcı bir tavır taşımamaya sanat tarihçilerin çok dikkat etiklerini düşünse de, müze koleksiyonlarına çok fazla değişen bir durum olmadığını ama buna rağmen güncel kültürel etkinliklerde ve sanat tarihi yazımında bir dönüşüm olduğunu ifade etti.
KADIN ÜÇ KERE ZORLUK ÇEKİYOR
Asalda Türkiyede kadın sanatçı olmanın çok daha zor olduğunu ekledi: Üzerinize giydiğiniz kıyafetler bile bütün kimliğinizi, cinsel kimliğinizi örtücek kıyafetler oluyor. Hiçbir zaman olduğunuz gibi olamıyorsunuz olduğunuz gibi oturamıyorsunuz, kalkamıyorsunuz. Bütün bunlar bence Türkiyede sanatçı, kadın olarak kadın sanatçı olmanın zorlukları. Bir iş yaparken üç kere daha zorluk çekiyorsunuz psikolojik olarak mağduriyetlerden dolayı.
Görünen o ki, kimi zaman toplumsal baskılardan, kimi zamansa tarih kitaplarının azizliğinden engellere takılan kadınlar, sanatçı kimlikleriyle de mücadeleye devam edecekler.