Dodanlı, kitabına ilişkin bilgi verirken, Deniz Gezmiş olayını başından sonuna kadar takip eden bir gazeteci olduğunu ve Anadolu Ajansında 3 kişilik bir ekiple süreci yakından izlediklerini söyledi.
ALİ PAŞA SÖZ VERDİ
İdam kararı verildikten sonraki safhaları da izlediğini ve bu sırada Gezmiş hakkında idam kararını veren Ankara 1 Nolu Sıkıyönetim Mahkemesi Başkanı Tuğgeneral Ali Elverdi ile de sık sık diyaloğunun olduğunu aktaran Dodanlı, gazetecilikte güven sağlamanın çok önemli olduğunu ifade etti.
Kendisinin süreçle ilgili tüm gelişmelerden konuyu yakından takip ettiği için haberinin olduğunu ifade eden Dodanlı, şunları söyledi: Ali Paşaya, eğer bu verdiğiniz karar kesinleşir, Yargıtaydan geçerse, Meclisten geçer ve onaylanırsa idam safhasını Ajans muhabirleri olarak izleyebilir miyiz dedim. Önce mümkün değil karşılığını verdi. Sonra ama sen bütün duruşmaları takip eden bir muhabir olarak o gün idamın infaz edileceği yerin kapısına kadar gelebilirsen, söz seni içeri alacağım dedi. Paşam, o nasıl olacak dedim, karışmam, eğer gelebilirsen karşılığını verdi.
 |
|
EŞİNİZE DAHİ SÖYLEMEYİN
Nihayet geldik 5 Mayıs 1972 Cuma gününe... Öğleden sonra 3 arkadaş çıktık biz ajanstan, Askeri Yargıtaya gittik. Şimdiki Ankara Radyosunun yanındaki Türk Hava Kurumunun tam arkasındaki binaydı. Tüm hakimlerle tanışıyoruz, odalarına giriyoruz. Her gün buyurun, çay için derken, o gün şimdi çalışıyoruz, meşgulüz dediler. Biz de ne olacağını biliyoruz. Bizi dışarı çıkardılar, ama gitmedik, kapının önünde bekledik. Saat 17.15te bir memur koltuğunun altında defterle çıktı. Nereye gidiyorsunuz diye sorunca, savcılığa gittiğimizi söyledik. Askeri Yargıtayda kararın düzeltilmesi istemi reddedildi, o nedenle de infaz savcılığına gidiyor, o belli. Hemen birimiz oraya gittik, ikimiz Ajansa geldik. Müdürümüz Adnan Bey vardı, ona bahsettik, bunu eşinize dahi söylemeyin, hele ajanstaki arkadaşlarınıza hiç söylemeyin dedi. Bunun üzerine konuyu sakladık.
İKİ DAKİKA ÖYLECE BAKTI
Arkadaşı Hasan Şahanın kalp rahatsızlığı olduğunu ve idam gecesi yaşanacaklara tahammül edemeyeceğini ifade ettiğini anlatan Dodanlı, bir arkadaşının da nöbetçi muhabir olarak kaldığının, kendisinin tek başına yola çıktığını söyledi.
O dönemde gece 24.00ten itibaren sokağa çıkma yasağının uygulandığını belirten Dodanlı, yaşadıklarını şöyle anlattı: Akşam üzeri Anadolu Ajansının arabasıyla yola çıktık. Ancak Samanpazarında bizi çevirdiler. Bana, Nereye gidiyorsunuz diye sordular. Onlara, evime gidiyorum, kartım var dedim. Cezaevine yakın olduğu için Dörtyolda oturduğumu söyledim. Sonra, beni Ali Paşaya götürün, ona bir mesajım var dedim. Oraya vardık. Ambulans tipi arabayla Deniz Gezmiş getirildi. Defalarca konuştuğum, aylarca mahkemelerde takip ettiğim bir çocuk. Göz aşinalığı da var. Zor bir duyguydu. İki dakika öylece baktı. Yaklaşık 5 dakika sonra Ali Elverdi geldi, çabuk çabuk konuşurdu, kim beni arıyor diye sordu. Komando erlerinin arasında duruyordum. Sen misin, gel, gel dedi. İçeriye aldı beni. Sonra, sen deli misin, nasıl yaparsın bunu diye sordu ve bu durumdan kimseye bahsetmememi istedi. 28 yıl bahsetmedim, ajansta dahi Ali Elverdinin isminden kimseye söz etmedim. Sonra bir televizyon programına çıkacaktım ve kendisini aradım. Paşam, ben televizyona çıkacağım, seni oraya kim soktu derler, çok ısrar ederlerse isminizi vereyim mi dedim. Yasal takip süresi bitti, zaman aşımına uğradı, istersen ver karşılığını verince rahatladım.
ÇAY İÇTİ
İdam gecesi Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının boynuna asılan yaftaları da aldığını ifade eden Dodanlı, Denizin odasına girdik, ona yaftadaki özeti okudular. İki bardak çay içti, babasına mektup yazdırdı. İdama gitmekte olan bir insanın kafası ne kadar karışık olur bilemem ama çok edebi bir mektup yazdı dedi.
ARKADAŞLARIMI GÖRMEK İSTİYORUM
Daha sonra Gezmişin ellerini çözdüklerini belirten Dodanlı, Son olarak arkadaşlarımı görmek istiyorum dedi. Ondan sonra önce Denizi çıkardılar. İskemleyi ben kendim devireceğim, sakın kimse dokunmasın dedi sözleriyle izlenimlerini aktardı.
 |
|
30 YIL SONRA HEPİNİZ SUÇLUSUNUZ
Dodanlı, sonradan o gece ve önceki süreçte yaşananları kitapta topladığını, ancak kitabın 4. baskısında toplatıldığını söyledi.
Dodanlı, 30 yıl aradan sonra kitabı Hepiniz Suçlusunuz ismiyle yeniden okurla buluşturduğunu kaydetti.