FADİŞTEN MONUN GİZEMİNE
Kırk beş yıldır çocuk-gençlik edebiyatında çok sayıda ürün veren Gülten Dayıoğlu, ilk çocuk kitabı Bahçıvanın Oğlundan (1963) bu yana, kuşaktan kuşağa okunan yapıtllarıyla, okurlarının gönüllerine taht kurmayı başardı. Bu yapıtllarıyla, yedi yaştan itibaren, değişik yaş kesimlerindeki çocuk ve genç okurlar için hazırlanmış öykü ve romanlardı; Dayıoğlu, bu kez fantastik gençlik romanı Monun Gizemi 2 - Otran ile bir kez daha okurlarıyla buluşuyor.
MONUN GİZEMİ ÇÖZÜLÜYOR...
Monun Gizemi ve Kıyamet Çiçeklerinde fantastik edebiyatın sularında gezinmeye başlayan Dayıoğlu, Alaca Karanlık Kuşlarını evrim teorisi üzerine kurguluyor. Eserlerimin üç kuşağa hizmet verdiğimi bilmekten büyük mutluluk duyuyorum, diyor Dayıoğlu. Fantastiğe yoğunlaştığım doğru. Dünyayı geziyorum. Gezdiğim ülkelerin öyle fantastik öyküleri var ki... Galiba çocukluğumun masalları, yazar kimliğimle bütünleşiyor, yollarımız kesişiyor. Roman kahramanlarının kendilerine özgü örnekleri, kaynakları var. Kahramanlarımı yaratırken, gerçek insanlardan esinlenirim. Fantastik kurgu ile yazarken, düşler nice uçuk olsa da bir ayağı yere, yani gerçeğe değmeli... Fantazyaları dozunda kullanmak, sorumluluk bilinci taşımak gibi ilkeleri benimsemek gerekiyor.
MO-SAN: İNSANÜSTÜ VARLIK
Monun Gizemi 2 - Otranın baş kahramanları yine Defne ve Burç. Defne ve Burç, birbirlerine çok yoğun bir aşkla bağlı, iki genç
Aynı zamanda dünyanın sayılı genetik uzmanları arasında yer alıyorlar. İlk kitapta başlayan soluk kesici maceralar ikinci kitapta hızını kesmeden devam ediyor: Japon bilgin Yumanın tek hedefi İn-Mo-San adlı insanüstü varlığı yaratmaktır. Bu amaca erişmek için, Defne ile Burça Mo yaratığının genlerini aşılamaya başlar. Bir süre sonra da iki genci tuzağa düşürüp, kaçırır. İnsan varlığının gizemli sınırlarını aşmayı düşleme gücüne sahipseniz, Monun Gizemi 2 - Otranla kanatlanıp uçmanız işten bile değil!
SOSYAL İÇERİKLİ ÖYKÜLER
 |
|
Dayıoğlu, ilk gençlik yıllarından beri, sürekli olarak, edebi türde sosyal içerikli öyküler yazar. Bunların kimileri dergilerde, gazetelerde yayımlanır. Bu öykülerden biriyle (Döl), 1964-1965 Yunus Nadi Öykü Yarışmasına katılır. Döl, köyde urgana asılarak doğum sancılarıyla başa çıkmaya ve tek başına yavrusunu dünyaya getirmeye çabalayan bir kadının öyküsüdür. Yarışmada, Döl, bir oy farkıyla ikinci olur. Yazı işleri Müdürü Ecvet Güresin, yönetim odasında, Dayıoğlunun armağanını verirken, Cumhuriyet gazetesinde, isterse, yazabileceğini de iletir yazara. Pek sevinmiştim, diyor Gülten Dayıoğlu. Hemen eğitim öğretim ve çocuk yazını ile ilgili makaleler, dizi yazılar yazmaya başladım. 1967 yılında, Milliyet gazetesine geçer Dayıoğu. Milliyette Abdi İpekçi ve Ali Gevgililiden inceleme yazıları ve röportaj teknikleriyle ilgili çok değerli bilgiler edindim. İşin ilginç yanı, bu tür bir yardımı ben istemedim. Onlar götürdüğüm yazıları bizzat inceler, eleştirir, görüşlerini bana aktarırken, beni eğitirlerdi.
Fadişin ilk yayınevi de Abdi İpekçinin kurduğu Milliyet Yayınları olacaktır. Fadiş, 1971 yılında Milliyet Yayınları tarafından on bin adet basılır ve iki buçuk ayda tüm baskı tükenir. 1979 yılında ise Fadiş, Altın Kitaplardan yeniden basılır. Yazılışından sekiz yıl sonra, okuruna kavuşma olanağı bulan Fadiş, o günlerden bugünlere, kesintisiz olarak yapılan yeni baskılarla kuşaktan kuşağa okunmaya devam ediyor.