Beni bugün, 71 yaşındaki André Glucksmannın vardığı ibretlik bozgun noktası düşündürüyor. Mayıs 68’in simgelerinden biri olarak öne çıkmış, o gün bugün Fransa’da biraz bol keseden dağıtılan “filozof” künyesiyle, zigzaglar çizip herkesi yormuş bir adam.
PARİS - Baba-oğul, André ve Raphael Glucksmann, ortak kitaplarıyla gündeme oturdular erkenden: Malûm, Mayıs 68’in 40. yılına girdik, bir anma taşkınlığı başgösterdi hemen, Glucksmann çifti çabuk çekmiş silâhını: “Nicolas Sarkozy’ye Mayıs 68’i Açıklamak” besbelli satış başarısı getirecek. Oğul Glucksmann henüz 35’inde, arkasında Rwanda soykırımıyla ilgili bir çalışma, birinci elden saha araştırmasını göze aldığı için haklı olarak mağrur, sıcak ve sevimli bir genç adam, görsel medyanın sevip benimseyeceği tiplerden. Baba daha soğuk, ne ki çok daha karizmatik görünüşlüydü, medya onu da baştacı etmişti.
Beni bugün, 71 yaşındaki André Glucksmannın serüveninde, vardığı ibretlik bozgun noktası düşündürüyor. Mayıs 68in simgelerinden biri olarak öne çıkmış, o gün bugün Fransada biraz bol keseden dağıtılan filozof künyesiyle, zigzaglar çizip herkesi yormuş bir adam.
Kırk yıl önce, kendisini Stalin çizgisinde görüyormuş Glucksmann. Bunu, Maoculuk dönemi izledi. Bir parça Sartre uydusuydu sanırım. Ardından, neredeyse De Gaule özlemiyle tutuşanlara yaklaştı. Son, başkanlık seçiminde, Sarkozynin yanıbaşındaymış, izlememiştim: Meğer elini taşın altına sokmuş.
Sarkozy
Sonuç, dramın komediye dönüşmesi: Seçim sonuçları açıklandığında, Sarkozy, Concorde meydanında toplanan kalabalığa sarhoş konuşmasını yaparken, birdenbire Mayıs 68e çullanmaya koyulmuş, günümüzdeki berbat durumun başsorumlusu olarak göstermiş o kalkışımı. Baba ve oğul, ayrı noktalarda, aynı meydandaymışlar o akşam; oğul, uzaktan, babasının çöken ifadesini görmüş ve içi sızlamış. Bu kitabı onun için kotarmışlar.
Glucksmannları televizyon ekranında izlerken, aradan geçen kırk yılın iki senaryosundan birinin filmine bakar gibiydim. Dönmekten başı dönmüş bir aydının acıklı ve bürlesk hikâyesi. Her seferinde ben yanılmışım, yolumu değiştiriyorum demekle iş bitebilseydi! Yanılgının bu kadarına can dayanmıyor. En sonunda, omurgasız bir düşünce adamının, içtenliği ve sahiciliği inandırıcı olamamış güzergâhını hızla katetmiş oluyorsunuz.
İnsan değişemez mi, değişme hakkı yok mudur? Elbet değişir insan, yaşı ilerlerken evrim geçirmemesi de acıklı olur, ama Glucksmanngillerinkine değişim diyemeyiz: Bukalemun kaderi bu!
Kaldı ki, değişim hakkı, hemen yanında bir sorumluluk bedeli gerektirir. Bazı aydınlar faturayı, peşlerinde sürükledikleri insanlara ödetmişlerdir. André Glucksmann onlardan biri: Dünyanın dört bir yanında, Maocu hareketin fakir tabakalardan gelen katılımcıları ölürken, a man for all seasons statüsünde, her devirde gereken kılığı almış olmalarını kimse unutacak değildir.
Glucksmann, kitabının promosyonu uğruna çıktığı televizyonun en popüler programlarında, düpedüz söz dayağı yiyor, en ağır eleştirileri göğüslemekten, yorgun düşüyor. Hiç değilse, yanlış bir entelektüel hayatın rantını yedirmiyorlar burada.
Cohn-Bendit
Başkan Bushu da desteklemiş Glucksmann. Doğrusu şaşırtıcı gelmiyor insana. Gelgelelim, uzaktan uzağa da olsa, beni üzüyor böyle serüvenler. Daniel Cohn-Bendite bakıyorum: Mayıs 68ten bu yana, çizgisini koruyarak geçirdiği evrim, pekâlâ başka türlü yaşanabilirmiş dedirtiyor mudur, dönmekten başı dönmüş aydınlara?
Sonra uzaktan yakına dönüyorum: Bu yabancı filmin yerli parodisinin hâlâ bizim ekranlarımızda gösterimde olması içimi acıtıyor. Enis Baturun önceki yazıları
Bizde Glucksmann gibi filozoflardan
daha ziyade onun tavrını yıllardır
düstur edinmiş köşe yazarları-aydınlar
(!) var...ve hala dönmekten başları
dönüyor, ne dediklerinin farkında
değiller...Teşekkürler Enis bey, keşke
herkes sizin kadar ince görebilse,
elbete bildiğiniz üzere kimsenin vakti
yok "ince şeyleri" anlamaya.
rıdvan IŞIK - Elazığ
14 Mart 2008, Cuma 20:44
İnsanın isyan edesi geliyor,niye bizim
de böyle filozoflarımız yok,sağol Enis
Bey yazın için.,,,?