‘Sezen Aksu’ya Prodigy yakışır’ diyen adam
Web NTVMSNBC   
NTVMSNBC'yi açılış sayfam yap
Kültür Sanat
Cannes
Filmler
Sinema
Müzik
Edebiyat
Sahne Sanatları
Sergi
Mimari
Arkeoloji
İstanbul Bienali
Orhan Pamuk - Nobel
Altın Portakal
Video
Foto Galeri
Türkiye
Dünya
Ekonomi
Spor
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Yaşam
Hava Yol
News in English
Doğal Hayat
Eğitim
Moda
Otomobil
Doğuş Yayın Grubu
NTV
CNBC-e
e2
NTVSPOR.NET
NBA TV
NTV Radyo
Eksen 96.2
Radio N101
NTV Yayınları
N. Geographic
 
NTVMSNBC Anasayfa » Kültür Sanat » Müzik

‘Sezen Aksu’ya Prodigy yakışır’ diyen adam

Sezen Aksu’yla The Prodigy’i “Gamsız Diesel”de buluşturan Dj Fattish, “Bir sürü albümü baştan sona dinledim, eledim. Sonra birden bu iki parçanın birbirine çok uygun olduğunu fark ettim, parçayı yapmaya karar verdim” diyor.

 DİĞER HABERLER

  KÜLTÜR / SANAT - EN ÇOK OKUNAN HABERLER

ZEYNEP YAYINOĞLU
NTV-MSNBC
Güncelleme: 00:06 TSİ 26 Ocak 2008 Cumartesi

İSTANBUL - Bundan önce Moğollar’la Cypress Hill’i buluşturan DJ Fattish, bu kez de ilginç isimlerle karşımızda. Mashup çalışmalarıyla ünlenen DJ Fattish, “Gamsız Diesel”de Türk popunun kraliçesi Sezen Aksu’yla hardcore elektronik grubu The Prodigy’i bir araya getirdi. Müzik kanallarında sıkça dönen şarkının yaratıcısı DJ Fattish, önce NTVMSNBC okuyucularına konuştu.
Haberin devamı

Bundan önce Moğollar’la Cypress Hill’i buluşturan DJ Fattish, bu kez de ilginç isimlerle karşımızda. Mashup çalışmalarıyla ünlenen DJ Fattish, “Gamsız Diesel”de Türk popunun kraliçesi Sezen Aksu’yla hardcore elektronik grubu The Prodigy’i bir araya getirdi.
Bugünlerde müzik kanallarının favori videolarından biri olan “Gamsız Diesel”, Türk pop müziğinin en önemli isimlerinden Sezen Aksu ve uluslararası müzik sektöründe yeni türlere imza atan The Prodigy’nin mash-up çalışması. DJ Fattish ve Rasta Rules; 1975 yılında çıkardığı ilk 45’liği “Haydi Şansım”la müzik dünyasına giren ve o günden bu yana Türk pop müziğinde doldurulamaz bir yere sahip olan Sezen Aksu’nun “Gamsız” adlı çalışması ile özellikle 90’lara damgasını vuran The Prodigy’nin “Diesel Power” adlı şarkısını “Gamsız Diesel” adı altında birleştiriyor. Orhan Atasoy’un duygusal sözleriyle dikkat çeken “Gamsız”, bu kez temelinde The Prodigy’nin sert beat’leriyle farklı bir çehre kazanıyor. Dünyada “endüstriyel” ve “hardcore” elektronik müzik kavramlarını yaratan The Prodigy’nin “Diesel Power”ı içeren albümü ise “The Fat Of The Land” ise Ölmeden Önce Dinlemeniz Gereken 1001 Albüm adlı kitabında yer alıyor.

Müzik kanallarında sıkça dönen “Gamsız Diesel”in yaratıcısı DJ Fattish NTVMSNBC’ye konuştu.

Müzikle ilişkiniz nasıl başladı?
1980 yılında İstanbul’da doğup büyüdüm. Biraz geç de olsa bu yıl Bilgi Üniversitesi Müzik bölümü için hazırlanıyorum. Babam gençliğinde birkaç orkestrada ve dönemin sahne sanatçılarının arkasında klavye çalmış. Beni de hevesli gördüğünden olsa gerek, 8’inci yaş günümde hediye olarak 4 oktavlık bir org aldı. Müzikle ilk o dönem haşır neşir olmaya başladım. Duyduğum dinlediğim her melodiyi çalmaya çalışıyordum. Bir dönem böyle ilgili geçti, sonra ne olduysa bir daha elimi pek sürmedim klavyeye. Ta ki geçtiğimiz yıla kadar... Lise dönemine denk geliyor bu bahsettiğimiz zaman. Dersler, sınavlar derken boş kalan zamanlarımı video oyunlarına harcamak daha eğlenceli geldi sanırım...

Sonradan nasıl başladınız müziğe? Elektronik müzikle nasıl tanıştınız?
1996 yılında Kıbrıs tatilim sırasında Drum and Bass’in varlığını öğrendim. Daha önce elektronik müziğin beni bu kadar çekebileceğini düşünmemiştim. Müziğin yapısı ve enerjisi çok hoşuma gitti ve DJ’e gidip çalan müziğin tarzını sordum. Sonra arkadaş olduk. Türkiye’ye döndüğümde de yeni öğrendiğim Drum and Bass hakkında bilgi edinmeye ve başka tarz elektronik müzikler araştırmaya, arşiv edinmeye başladım.

Rock müzikten de hoşlandığınızı duyduk. Elektronik müziğe geçiş yapmak nasıl oldu sizin için?
Tam olarak geçiş denemez, hala rock seviyor ve dinliyorum. Alice in Chains, Mad Season, Pearl Jam, Stone Temple Pilots ve 90 ortalarının Seattle kökenli müziğinin etkisiyle rock dinlemeye başladım. İlerleyen zamanda rock müziğin bir çok alt türünü dinledim. Sonra bahsettiğim gibi Drum and Bass ve ardından elektronik müzik türlerini keşfettim. Önceden müzik konusunda belki daha bağnazdım ama sanırım bu biraz da yaşımın küçük olmasıyla alakalıydı. Zamanla tek yönlü bir müzik zevkimin olmadığını fark ettim. Zaten ondan sonra da ayırmadan neyi beğendiysem onu dinledim. Tarz çok önemli olmadı.


ÖNEMLİ OLAN TARZ DEĞİL, MÜZİĞİN KENDİSİ
Müzik tarzları arasındaki geçişleri nasıl değerlendiriyorsunuz?
Artık insanlar yaptıkları müziği tarzlara ayırmak istemiyor gibi geliyor bana. Bu nedenle de tarz kaygısı olmadan müzik üretiyorlar. Müziği zenginleştirmek adına bence böyle olması daha iyi. Önemli olan müziğin tarzı değil kendisi.

İlk DJ’lik deneyiminizi Kıbrıs Dedeman Otel’de yaşamışsınız...
Biraz ani oldu. Daha yeni öğrenme aşamasındayken birden DJ arkadaşımın başka bir kulübe gitmesi gerekti ve müziği bana bıraktı. Plaklar, CD’ler elimde panik içinde çalmaya başladım. Ne yaptım, nasıl yaptım çok hatırlamıyorum. Ama paniklemiştim. Bir tek onu hatırlıyorum.

Plaklarının başına geçtiğinizde neler hissediyorsunuz?
Çalarken önce kendim eğleniyorum. Tabi karşımdaki kalabalık da önemli. Onların eğlendiğini gördükçe ben daha da istekli oluyorum.

DJ’liğin tanrısal bir durum olduğu söylenir. Ne de olsa bulunduğunuz ortamdaki hakimiyet size ait oluyor. Sizce nasıl bir egosal durum bu?
Ben öyle olduğunu düşünmüyorum. DJ, müzik seçen ve çalan insan. Dinlemeye gelen kalabalığı eğlendirmek çok keyifli bir iş ama bence bu çok da abartılı bir durum değil. Rock star olmak gibi bir şey değil yani. Bu kavramı karıştıranlar oluyor arada... Bir tarafta milyonlarca takipçisi olan, birçok kişinin yerinde olmak istediği, şovuyla, sahnesiyle, grubuyla müzik yapan biri var. Diğer tarafta da müzik seçip çalan kişi var. Bu şekilde bile bakacak olsak ikisi çok farklı kavramlar. Diğer taraftan, elektronik müziğin rock müzik kadar geniş bir dinleyici kitlesi yok. Bu da bence önemli bir fark.

Moğollar ve Cypress Hill’in bir araya getirildiği “Süreyya In The Brain”in Türk müzik piyasasına neler kattığını bir de yaratıcısından dinleyelim.
Eğlenceli bir şarkıydı “Süreyya In The Brain” ve benim bu tarzda yaptığım ilk çalışmaydı. Müzik piyasasına birşey kattı mı sorusuna gelince, bunu pek bilemiyorum. Daha önceden underground piyasada başka örneklerinin de yapıldığını biliyorum. “Süreyya In The Brain”in daha fazla duyulmasının nedeni klibinin yayınlanması ve MTV için yapılmış olmasıydı.

İkinci çalışmanız “Gamsız Diesel” nasıl ortaya çıktı?
“Süreyya In The Brain”den sonra ikinci Mash-up için çalışmaya başlamıştım. Bir sürü albümü baştan sona dinledim. Dinlerken bir taraftan da kafamda parçaları eliyordum. Bu elemeler sırasında, birden bu iki parçanın birbirine çok uygun olduğunu fark ettim. Birleştirdim ve benim çok hoşuma gitti. Sanatçılardan onay alındıktan sonra mastering kısmını No12 stüdyolarında yaptık. Kaan Düzarat ve Ömer Özyılmazel de sağolsunlar, yardımlarını esirgemediler .

Bu kadar farklı müzikleri bir araya getirebilmek için müziğe oldukça hakim olmak gerekiyor. İki ismi bir araya getirirken neleri hesaba katıyorsunuz?
Fazla ve farklı tarzlarda müzik dinlemek tabi ki bir avantaj. Uzun zamandır DJ’lik yaptığım için zaten hep kafamda bir birleştirme düşüncesi var. Mash Up’ta en önemli olan nokta parçaların birbirine uyumu ve birbirini tamamlaması. Uyumu yakaladıktan sonra gerisi trafiği oluşturmak ve iki parçayı bir bütün hale getirmekten ibaret.


DJ’LİK SADECE BEAT MATCHING DEĞİLDİR

Böyle anlatınca basit bir işmiş gibi algılanıyor ama aslında değil.
Evet basit değil. Sadece birkaç elektronik müzik türünü (yeni) öğrenmiş ve DJ’liği bu müzikleri çalmaktan ibaret sanan genç arkadaşlarıma söylemek istediğim şey, bu işin o kadar da kolay olmadığıdır. Tamam, tanrısal bir durum yok ama bu kadar da basit değil. Çok müzik bilmek, çok dinlemek, yeterli kulağa sahip olabilmek ve biraz da olsa yetenek gerekli. Ayrıca çok çalışmak ve sürekli müzik piyasasını takip etmek de çok önemli.

Aklınızda başka hangi isimleri bir araya getirmek var?
Özellikle şu isim olsun, bu isim olsun diye düşünmüyorum. İsim ayırmadan beğendiğim ve dinlediğim ve birbirine uyumlu herşey olabilir.

DJ’liğe ve mixlemeye ilgi duyanlara verebileceğiniz en büyük öneri ne olur? Sizce bu işin en önemli sırrı nedir?
Öncelikle çok müzik dinlemelerini öneririm. DJ’lik sadece beat matching’den ibaret değil. Çok müzik dinlemek ve bilmek gerekiyor. Ve tabii ki her işte olduğu gibi başarılı olmak için çalışmak gerekiyor.

Bundan sonraki hedef nedir?
Yarı akustik, yarı elektronik bir cover grubu projemiz var. Ama hazırlanmak için biraz daha zaman gerekiyor. Onun dışında kendi yaptığım müzikler var. Bu dönem onlar üzerinde biraz daha uğraşmak istiyorum.

 

Bu habere oy ver
Düşük
1 Puan 2 Puan 3 Puan 4 Puan 5 Puan 6 Puan 7 Puan 8 Puan 9 Puan 10 Puan
Yüksek
     •  En çok puan alan haberler

Yazdır Gönder Görüş yaz/ oku

                        Bu habere henüz yorum yapılmamış


Ana Sayfa | Türkiye | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür Sanat | Doğal Hayat | Eğitim | Moda
Spor | Hava Yol | İletişim | Yardım | İzleyici Görüşleri | Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları