ANTALYA - Evvelki senenin Altın Portakal adayı, geçen senenin jüri üyesi Yılmaz Erdoğan, açılış gösterisinde, söz sanatı dairesinde içini döktü. Bunu da, festival başkanlarının ve açıkhava tiyatrosunu dolduran binlerce davetlinin huzurunda, onlara keyif vererek ve her ettiği kelamı onlara alkışlatarak yaptı.
| DİĞER HABERLER İÇİN TIKLAYINIZ |
 |
Elbette herkesin, ünlü komedyenin söylediklerine kendi getireceği bir yorum olacaktır; ama benim ilk aklıma gelen, festivalin ve festivalciliğin ulaştığı muassır medeniyet derecesi oldu.
Türkiyede sinema festivallerinde çıkan olayları şöyle bir hatırladığımda, sahnede söyleği ustalıklı sözlerin ardından, bir veya birden çok kişinin Erdoğanın üzerine yürüyüp, sille tokat sahneden alaşağı ettiği halüsinasyonu oluştu bende bir an. Ama hemen kendime geldim (hem de alkışlarla, alkışlarla
), en baştakinden en sondakine tüm izleyenler gülmekten kırılıyordu, avuçlar patlarcasına alkış yağıyordu sahneye.
İşte o zaman ben, külahımı çıkarıp, saygıyla eğildim medeniyetin ve geniş gönüllülüğün önünde. Gerçi ara ara, sanki bana farklı bir kanal tahsis etmişler de, ben söylenenleri o mecradan alıyormuşum hissine de kapılmadım değil. [Şarlonun filmlerinin Rusyada gözyaşları içinde seyredildiğini okumuştum vaktin bir yerinde; dünyanın geri kalanı ise gülerken koltuklarından düşüyordu aynı filmleri izlerken.]
OSCAR ALMASI ALTIN PORTAKAL ALMASINDAN KOLAY Yine de Yılmaz Erdoğana benim tavsiyem, bundan sonraki filmleri için -artık katılmaya başladığı- Hollywooddaki festivalleri tırmalamaya devam etmesi. Bu gidişle, Oscar alması Altın Portakal almasından daha kolay olacak zannımca.
Kuraldır; jüride yaşananlar jüride kalır. Bir nevi omerta yasası (sessizlik yemini) işler. Dost sohbetlerinde edilen birkaç cümleyi, bunu dışında tutarak söylüyorum elbette.
ERDOĞANIN ERKEN JÜBİLESİ Eğer, jüride kim ne yaptı, kim ne dedi, kimin tavrı neydi gibi konuları, kör kuyuya Midasın kulakları eşek kulakları dercesine, açıkhavada çığırırsanız, jürilik kariyerinizde erken jübile yaparsınız; Erdoğanda olduğu gibi! Onun da çok umurundaydı
Her festivalde, festivali organize edenler, sonucu etkiler. Bunu, jürinin kararlarına müdahale eder anlamında söylemiyorum; zaten jüri üyelerini seçerek bir yön çizilmiştir. Bu da doğaldır; ödüller, o jürilerin ödülleridir. Başka jüriler, başka birinciler üretir.
Bu yarışmalar pek matematiğe gelmez; 100 metreyi en hızlı koşanı belirlemek denli kolay değildir. O yüzden, aynı filmlere değişik yarışmalardan farklı ödüller gelir.
DARBE KIVAMINDA MÜDAHALE! Güvenilir bir kaynaktan aldığım duyuma göre, geçen sene, jürinin kararına dışarıdan (yani festivalden) hiç müdahale olmamış. Alkışlanacak bir olay; pek alışık olmadığımız kadar medenice bir duruş.
Ama Erdoğanın aktardıklarından anlaşılan, müdahale dıştan değil, (beklenmeyen, belki de beklenen) içten olmuş; darbe kıvamında neredeyse!
Jürinin kararları, başkanlığı üstlenmiş olan Ferzan Özpetek ve özellikle de Nuri Bilge Ceylanın etkili tutumlarıyla vücuda gelmiş.
Özellikle Ceylanın hızlı jüriliği, Erdoğanı ve diğerlerini dumura uğratmış. (Örneğin, efendiliğiyle tanınan Aytaç Arman, fırsat bulup da söze giremez hallere düşmüş.)
Yarışma sonuçlarının ardından Ferzan Özpetek, Papaya, günah çıkarmaya gitmiş. (diyor Erdoğan, latife ederek.)
BÖYLE SONUÇ HANGİ FESTİVALDE VAR? Sonuç, 5er ödül kazanan iki yapım (Reha Erdem ve Kutluğ Atamanın filmleri), En İyi Film dalında verilen Altın Portakal ödülüne değer bulunmazken, senaryo, yönetmenlik, (paylaşılan bir En İyi Kadın Oyuncu ödülü hariç) oyunculuk, kurgu gibi ana dalların hiçbirinde ödüle değer bulunmayan Türev prestijli heykelciğe ulaştı.  | | Türev |
Dünyanın herhangi bir festivalinde En İyi Film seçilip de başka birşey seçilmeyen bir başka film ben hatırlamıyorum; olduğunu da sanmıyorum. O filme de yazık, bir anlamda; kolsuz, bacaksız, başsız bir gövde!
Neticede Türevin ne bir vizyon başarısı oldu, ne de herhangi bir dünya festivalinden ödülü. Davet edildiğini dahi sanmıyorum. Değerlendirme, festival büyüklerimizin
En İyi Film seçilmenin yalnızca prestiji olmadığının, aynı zamanda çok yüksek bir para ödülünü de beraberinde getirdiğinin altını çizmek gerekir. Bu ödül ki, herhangi bir sinemacının yeni proje finansmanına ilaç gibi gelir. Bu anlamda Erdem ve Atamanın yeni projelerinin bütçeleri de birer önemli darbe yemiş oldu.  | | İklimler |
SÖZ SIRASI REHA ERDEMİN Şimdi de Reha Erdem Ulusal Uzun Metraj Film yarışma jürisinde, Nuri Bilge Ceylanın Cannes ödüllü filmi İklimler ise yarışmada. Diğer 8 filmin hepsi de iddialı; yani Nuri Bilgenin işi hiç de kolay görünmüyor.
Bakalım Altın Portakal, ağabey sözü dinleyecek mi? (Cannesdan bahsediyorum; yanlış anlamayın.)
| DİĞER HABERLER İÇİN TIKLAYINIZ |
 |
| |